CumhuriyetÖzlem Yüzak20 Kasım 2020
Okunma: 2  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Sonraki Yazısı
Özlem Yüzak
Özlem Yüzak
Özlem Yüzak
20 Kasım 2020
'Pandemi'nin istenmeyen çocukları...

10 aydan beri Covid-19 pandemisi ile iç içeyiz. Birçok ülke derin bir halk sağlığı krizi ile boğuşuyor. Yoksulluk derinleşiyor, şiddet artıyor. Hemen her büyük krizde olduğu gibi fatura da ağırlıklı olarak kadınlara kesiliyor. Pandemi bir gün sona erecek ama ya sonrası Odak noktanın koronavirüs tanı ve tedavi hizmetlerine kayması aile planlaması, cinsel sağlık ve üreme sağlığı gibi kamu hizmetlerini önemli ölçüde sekteye uğrattı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Covid-19 salgınını 20 Mart 2020 tarihinde pandemi ilan ederken, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), pandeminin altı aydan uzun sürmesi durumunda 144 düşük ve orta gelirli ülkede 47 milyon kadının modern doğum kontrol yöntemlerine erişemeyebileceğini, istenmeyen gebeliklerde 7 ile 15 milyon kadar artış olabileceğini öngörüyor. UNFPA'nın tespitlerine göre, pandemi sürecinde cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinde cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarla ilgili tanılama, ilaç ve tedavi hizmetlerine, önemli tıbbi urunlere erişimde ciddi sorunlar yaşandı. Ve Türkiye de bundan hayli nasibini alan ülkeler arasında.

Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Hakları Platformu (CİSÜ) adına Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAPV) tarafından Etkiniz'in desteğiyle "Pandemi Öncesi ve Sırasında Türkiye'de Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı İzleme Raporu" önceki gün açıklandı. TAPV Genel Koordinatörü Nurcan Müftüoğlu ve raporu hazırlayan Boğaziçi Üniversitesi'nden Doç. Dr. Volkan Yılmaz, raporda, pandeminin aile hayatına etkisi, Türkiye'de üreme sağlığı ve cinsel sağlık hizmet ve haklarının güncel durumunu paylaştılar. Buna göre:

- Bazı hastanelerin pandemi hastanelerine dönüştürülmesi, anne adaylarının bulaş riski nedeniyle rutin kontrollere gelmekte sıkıntı yaşaması, büyükşehirlerde toplu taşıma kullanma endişesi gibi nedenler, kamu hastanelerinde doğum hizmetlerine erişimde guçlukler yaşanmasına neden oldu.

- Pandemi, istemli gebelik sonlandırma hizmetlerinde de sorunlar yaşanmasına neden oldu. Öncesinde olduğu gibi pandemi sürecinde de gebeliğin sonlandırılması işlemi sağlık personelinin kararına bırakıldı. Biliyorsunuz öncesinde de en az 3 çocuğu teşvik eden hükümet politikaları kürtajı da zorlaştırıyordu. 2013 yılına kadar artan ivme ile seyreden aile planlaması 2013 sonrasında düşüşe geçmişti.

- Pandemi döneminde aile planlaması ve kontrasepsiyon hizmetleri, ilgili sağlık çalışanlarının neredeyse tümünün pandemiyle mücadelede görevlendirilmesi nedeniyle durma noktasına geldi. Mevcut personel bebek ve gebe izlemeye yoğunlaşırken, bu alanlar için alternatif hizmet kanalları açılmadı.

Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından 5 yılda bir Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmaları yapılıyor. 2019 yılında yayımlanan son rapor Türkiye'de cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinin 2013 yılından sonra düşüşe geçtiğini ortaya koyuyor. 15-17 yaş grubundaki kız çocuklarının doğum yapma oranlarının artması raporun çarpıcı sonuçlarından biri. Ancak önemli bir unsur daha var; o da aile planlaması danışmanlığı ve hizmeti almak isteyenlerin sayısında ciddi bir artış olması. Yani kadınlar artık ne zaman ne kadar çocuk sahibi olacaklarına kendileri karar vermek istiyor.

SES Diyor ki...

SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği, Kadın SES'i Projesi ile sosyal medyada kadınların bu süreçte her alanda yaşadıkları sorunları görünür kılmak için kampanya başlattı. Dernek, Kadın SES'i elçileri aracılığıyla bu konuyu gündeme getiriyor. Onlardan biri de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin artması.

UN Women Türkiye'ni