CumhuriyetÖzdemir İnce15 Kasım 2020
Okunma: 2  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Özdemir İnce
Özdemir İnce
Özdemir İnce
15 Kasım 2020
Cehalet bilimi cehaletin bilimi (6)

Sefa Uyar'ın haberinden (Cumhuriyet, 26.10.2010) öğrendiğimize göre Atatürk'e "Deccal" diyen Said Nursi'nin "üstat" unvanıyla anıldığı Yaratılış Kongresi'nde Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kazım Uysal da bir balık türünün göç ve yumurtlama dönemleri üzerine bir sunum yapmış: "Anadrom salmonlarının esrarengiz göçleri" başlıklı sunumda, balığın bazı göç hareketlerini yapabilmesi için "şuura" sahip olması gerektiğini ancak olmadığını belirterek doğal hareketleri "Allah'ın hikmeti" olarak yorumlamış.

Gülelim mi, ağlayalım mı Caretta carettalar da, bütün göçmen kuşlar da, her hayvan türü de kendine göre aynı şeyleri tekrarlıyor. Bu tekrarlarda "Allah'ın hikmeti"ni bulacaksan neden boş yere araştırma ve inceleme yapıyorsun Milyonlarca yıllık tekrarlanan bir eylemin genler aracılığıyla yeni kuşaklara aktarımı bu. Köylerde sığırı belli otlak yerine götürüp bırakırlar, hayvanlar güneş batarken evlerine dönerler. Eşekler sürücüleriyle birlikte evlerine dönerken belli bir noktada anırır. Bunun içgüdüsel nedenini zoologlar ve hayvan psikologları çok iyi bilir. Bre Bay Rektör, "Allah'ın hikmeti"nin olduğu yerde bilimsel araştırma mı yapılır

Daha önce de değinmiştim: Rektör Uysal, bildirilerin tamamlanmasının ardından düzenlenen kapanış töreninde, kongrenin sonuç bildirgesini okumuş. Tanzimat'tan itibaren "Batılılaşma" adına her türlü kültür ve ahlaki değerlerden büyük oranda uzaklaşıldığını öne süren Uysal, Batı kaynaklı eğitimle güzel ahlakın, kişiler arasında emniyet ve sadakatin bozulduğunu iddia etmiş. Uysal, "Bunun birinci sebebi kâinattaki bütün varlıkların tesadüfler, sebepler ve tabiatın eseri olarak meydana geldiği şeklinde verilen eğitimdir. Böyle bir eğitimle yetişen gençler, kendisinin de tesadüfen meydana geldiğini, hayatın bir gayesinin olmadığını zannetmekte. Helal-haram tanımamakta, milli ve manevi değerlerine yabancılaşmakta" ifadelerini kullanmış.

Vallahi taaccüp ettim, yani şaşakaldım! Bay Rektör'ün itiraz ettiği şeyler bilimsel olgular ve bilgiler. Kutsal kitapların, evrenin ve insanın doğası üzerine yazdıkları kesin bilgilerse bilime ne gerek var

"Bilim, neden, merak ve amaç besleyen fiziki evrenin deney, gözlem, düşünce aracılığıyla sistematik bir şekilde incelenmesini de kapsayan entelektüel ve pratik disiplinler bütünüdür. Bilimin diğer tüm disiplinlerden en farklı karakteristiği, savunmalarını somut kanıtlarla sunmasıdır. Ve bu da bilimi en güvenilir bir disiplin olarak günümüze kadar birçok alt dala bölmüş, insanların daha iyi yaşam koşullarına kavuşmasına, bilinmeyen olguları bulmamıza ve yeni şeyler öğrenmemize ön ayak olmuştur. Tüm bilim dalları evrenin bir bölümünü kendine konu olarak seçer, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışır. Einstein bilimi, her türlü düzenden yoksun duyu verileri ile düzenli düşünceler arasında uygunluk sağlama çabası, Bertrand Russell ise gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme yoluyla dünyaya ilişkin olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabası olarak tanımlar."

"Üniversite ya da diğer adıyla yükseköğretim kurumu, en üst seviyede öğretim verilen, araştırma yapılan ve bilgi üretilen kurumlardır. Araştırma alanları çoğunlukla (doğa bilimleri, sosyal bilimler gibi) çeşitli disiplinlere ayrılan üniversiteler genellikle yüksekokul, lisans ve lisansüstü okullarından oluşur. Araştırma görevlileri ya da akademisyenler, yaptıkları özgün çalışmalar dolayısıyla doç