HürriyetOsman Müftüoğlu12 Ekim 2020
Okunma: 5  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Osman Müftüoğlu
Osman Müftüoğlu
Osman Müftüoğlu
12 Ekim 2020
Streste de 'doz' çok önemli

Zor günlerden geçiyoruz. Neredeyse 1 yıla yaklaşan "pandemi baskısı" hepimizi fena halde bunaltıyor.

Neticede de ister istemez ne kadar dirençli, dikkatli, eğitimli olursak olalım, anında "stres meselesi" ve onun yanında sağlık sorunları devreye girmeye başlıyor. Kaçınılmaz olarak da "kaygı sorunu" bir karabasan gibi üzerimize çöküveriyor. Stres de kaygı da önemli. İkisine de önümüzdeki günlerde sık sık değineceğim. İsterseniz gelin, önce en yaygın olanından, stres meselesinden, bir başka deyişle "stres sarmalı"ndan başlayalım. Buyurun...

İYİ BİLGİ
NEDİR BU STRES MESELESİ

STRES sözcüğü sağlıkhastalık literatürüne 1900'lü yıllarda girdi ama stresin var oluşumuzdan beri bizi etkilediği kesindir. Basitçe, "herhangi bir nedenle herhangi bir zamanda ruhumuz ve bedenimize zarar veren her şey ve bunlara karşı beden ve ruhumuzda gelişen istem dışı her türlü değişimi" stres başlığının altına rahatça koyabiliriz. Stresin latince "estrictia" sözcüğünden türetildiği biliniyor. Esas olarak da "sıkıca sarıp sarmalamak, sarmalanmak, sıkıştırmak, sıkıştırılmak" anlamına geliyor. Ama biz günlük yaşamda bu sözcüğü "basınç, sıkışma, dert, keder, gerilim, zorlanma ve daha pek çok durumda" kullanıyoruz. Peki süreç nasıl başlıyor, nasıl gelişiyor

BİR NOT
STRESİN BİYOLOJİSİ

STRES süreci beyinin "hipotalamus" isimli bölgesinde başlıyor. O bölgeden salgılanan bir madde (CRF) yine beyindeki çok önemli bir salgı bezini, "hipofiz bezi"ni uyarıyor. O bezden salgılanan bir diğer madde (ACTH) böbreküstü bezlerini uyararak beden için son derece zararlı ama aynı zamanda bazen de hayatımızı kurtarabilen 3 farklı kimyasalı (kortizol, adrenalin, noradrenalin) vücudumuza adeta boca ediyor. İşte tam da o noktada inanılmaz bir "kimyasal banyo" başlıyor. Kısa sürdüğü takdirde hayat kurtarıcı bile olabilen bu banyo, sık sık tekrarlarsa ve hele bir de çok
da uzun sürerse, işler rayından çıkabiliyor. Sonrası, gelsin sağlık sorunları, gelsin hastalıklar...
Nedeni şu...

KISA BİLGİ
STRESİN OLUMSUZ SONUÇLARI NELER

STRES sürecinde bedene aniden ve çoğu zamanda tekrar tekrar boca edilen yukarıdaki 3 maddenin ruhsal ve bedensel pek çok etkisi var. Bu maddelerin kas gücü ve gerilimini, bedensel koordinasyonu ve zihinsel aktiviteyi arttırarak bizi strese sokan nedenlerden kaçınmamızı sağlaması tabii ki başlangıç için iyi, faydalı bir şey. Bu maddeler sayesinde kan basıncımız artıyor. Kalp gücümüz maksimuma çıkıyor. Kanımız uç organlardan hayati organlara yönlendirilerek söz konusu stresitehlikeyi savuşturmamız mümkün olabiliyor. Ne var ki stres tepkileri sıklaştığı ve uzadığında işler rayından çıkıyor. Stres süreci sindirim sisteminde reflü, gastrit, ülser veveya kolit; kalpte taşıkardi, aritmi hatta bazen kalp krizi; damar sisteminde damar sertleşmesi ve hipertansiyon; beyinde öfke tepkileri, uyku problemleri, baş ağrısı, baş dönmesi, seyrek de olsa beyin krizi (felç) ile sonuçlanabiliyor. Uzayan ve tekrarlayan stres süreçlerinin iltihapsal yanıtlarda artma, kronik hastalıklarda (Alzheimer, Parkinson, şeker hastalığı, romatizmal sorunlar), kanserler, bağışıklık bozukluğu, otoimmün hastalıklar ve daha pek çok sağlık problemi ile de bağlantılı olduğu biliniyor. Kısacası uzamış ve tekrarlayan stresler en basit tanımıyla "sağlığın bozulması" yani "hastalık hali" anlamına geliyor. Bu nedenle stres kontrolünde başarılı olmak ve kişisel bazı "stres savuşturma destekleri" geliştirmek hepimiz için önemli hatta vazgeçilmez bir mecburiyet.


ÖZET BİLGİ
TEFLON VE SÜNGER

ELİMİZDEKİ net ve açık bilgi şu: Stresi engellemek de tümüyle yok etmeyi düşünmek de mümkün değil. Doğru olanı onu yönetmek, şu ya da bu şekilde onun dozunu azaltmak, daha da güzeli ona uyum sağlamak olmalı. Zayıf ve güçlü yönlerimizi bilip stresi algılayış biçimimizde bazı değişimlere, bize özel stratejilere yönelmeli ve geliştirmeliyiz. Bu stratejilerin bazıları çoğumuzda şu veya bu şekilde zaten doğuştan var. Yani bazı şanslı insanlar, "doğuştan stressavar" yeteneklere sahipler. Stres onlara kolay kolay yapışamıyor. Yapışsa bile beden ve ruhlarına kolayca nüfuz edemiyor. Bu tür doğuştan kazanılmış, "stres zırhları" olan kişileri ben "TEFLONLAR" olarak tanımlıyorum. Bir de bu durumun tam tersini yaşayanlar var. Onlar stresin üstüne üstüne giden, stres süreçlerini yönetmede oluşabilecek her türlü sorunu göze alıp, stresten kaçmak yerine stresle mücadeleyi seçen kişiler, "netice odaklı ve inatçı" kişiler, yani