HürriyetNedim Şener11 Ocak 2021
Okunma: 3  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Nedim Şener
Nedim Şener
Nedim Şener
11 Ocak 2021
Küreselci mafyanın Big-Tech oligarkları işbaşında

Amerikalılar, 1787 tarihli Amerikan Anayasası'na 1791 tarihinde eklenen 1. madde ile gurur duyarlar. 230 yıl önce anayasaya eklenen bu ilk madde; inanç, ifade ve basın özgürlüğünü şöyle hükme bağlar: "Kongre, dini bir kuruma ilişkin veya serbest ibadeti yasaklayan ya da ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü kısıtlayan ya da halkın sükûnet içinde toplanma ve şikâyete neden olan bir halin düzeltilmesi için hükümetten talepte bulunma hakkını kısıtlayan herhangi bir yasa yapmayacaktır."

Bu hüküm, 1789 Fransız İhtilali sonrası İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi'nin etkisinde yazılmıştır. Tüm dünyayı etkileyen beyannamenin 11'inci maddesi hem ifade ve basın özgürlüğünü hem de sınırlarını şöyle belirlemiştir: "Düşüncelerin ve inançların serbestçe dışavurumu en değerli insan haklarından bir tanesidir. Her bir yurttaş yasaların belirlediği durumlarda bu özgürlüklerin kötüye kullanımından sorumlu olmak şartı ile bu ifadelerini özgürce konuşabilir, yazabilir ve yayınlayabilir."

Amerika ve Avrupa ülkeleri dünyada ifade özgürlüğünün savunuculuğunu yaparken hep bu tarihsel metinlere atıf yaparlar. Bu konuda başka ülkelerde yapılan araştırma, yazılan kitap ya da tezlerde hep aynı atıfları görürsünüz.

BEYİNLERDE İNŞA EDİLEN KALE

Böylece beyinlerde, düşüncelerde Batı ülkelerinden "yıkılmaz bir ifade özgürlüğü kalesi" inşa edildi. Batı yalnız "ifade örgütlüğü kalesi" değil "demokrasi kalesi" olarak da görüldü.

Elbette insan haklarının gelişimi konusunda zaman zaman örnek olma özelliğinin öne çıktığı dönemler de oldu. Ancak bu rollerini öyle abarttılar ki Amerika ve Avrupa dünyanın geri kalanına hazırladıkları raporlarla, ülkeleri okul öğrencilerine not verir gibi karneye bağladılar, zaman içinde kendi içine düştükleri durumu göremediler.

20'nci yüzyıl onların yol açtığı dünya savaşları, yokluk, işgal, katliam ve soykırımlarla geçti. Bunları yaparken, demokrasi, özgürlük gibi kelimeler ağızlarından hiç düşmedi. 21'inci yüzyılın başında Irak'ın sahte gerekçelerle işgal edilmesinde emperyalizmin suç ortağı da çok övündükleri "özgür basın" oldu. Yine demokrasi götürüyorlardı ama geride 1 milyon ölü ve parçalanmış bir ülke bıraktılar. Bugün Suriye'de olduğu gibi...

EMPERYALİZMİN KESKİN DİŞLERİ

Tıpkı ortaçağ şatolarındaki soylular, ruhbanlar, şövalyeler gibi, kendi içlerinde "demokrasi oyunu" oynarken dışarıdakilere emperyalizmin en keskin yönlerini gösterdiler. Emperyalist bölme planının sonucu ortaya çıkan Suriye iç savaşı sonrası göçmenlere yönelik politikaları "insan hakları" söyleminin de sahte olduğunu ortaya koydu. Bu kez kendi içlerinde yükselen milliyetçilik değil aşırı sağ, faşizm, ayrımcılık.

"Hukuk" diye ortalığı inletirken, yine emperyalist amaçları için tarihin en kanlı, en alçak terör örgütü PKK ile işbirliği yapmaktan geri durmadılar. 15 Temmuz darbe girişiminde bulunan darbecileri, FETÖ mensuplarını koruyup kolladılar.

Bunlar yalnızca bizim son yıllarda gözlemlediklerimiz, yaşadıklarımız. "Demokrasi, hukuk, özgürlük, insan hakları götürmek" planlarıyla dünyanın geri kalanını kendi refahı için sömüren Amerika ve Avrupa'nın elinde yalnızca, çok güçlü olduğunu zannettiği hegemonyasını temsil eden "yaptırım ve tehdit" silahı kaldı.



DEMOKRASİ İHRACATÇISI!

6 Ocak 2021'de ABD'nin başkenti Washington'da, kimine göre Kongre baskını, kimine göre ayaklanma ve başkaldırı, büyük bir çoğunluğa göre ise "darbe" ile sonuçlanan Amerikan başkanlık seçimi sonrası yaşanan gelişmeler, "demokrasi ihraç etmekle" meşhur ülkenin geldiği içler acısı hali gösterdi.

Kendi sorunlarını çözmekten aciz Amerikan demokrasisinin zayıflığı, kırılganlığı ülke içinde de tartışılıyor. Başta koronavirüs ile mücadeledeki hataları olmak üzere dört yıllık görev süresince medyanın aralıksız saldırılarına rağmen Trump'ın 74 milyon oy ile seçmenin yarısının desteğini alması bunu gösteriyor.

ABD, Kongre baskını ile su üstüne çıkan demokrasi konusundaki sorunlarına, 'Big-Tech oligarkları' diye adlandırılan Twitter ve Facebook'un da aralarında bulunduğu küresel dijital şirketlerinin aldığı kararlarla, 20 Ocak'a kadar ABD Başkanı sıfatını taşıyan Trump'ı tüm sosyal medya hesaplarından çıkartılmalarıyla, çok övündükleri ifade özgürlüğü sorunu da ekledi.

İKNACILAR ORTAYA ÇIKTI

Twitter ve Facebook Trump'ın hesaplarını geri dönülmez şekilde kapatırken, Trump taraftarları Twitter'a alternatif Parler isimli uygulamaya yöneldi. Bu kez Amazon, Apple ve Google'da Parler'i dijital mağazalarından kaldırdı.

Sadece Amerika'da değil, Amerika'dan Türkiye'ye bakan birileri de Trump'ın "şiddete çağrı yaptığı" için hesaplarının kapatıldığını yazarak bunun ifade özgürlüğüne girmediğine yönelik "iknacı" rolü oynamaya çalışıyor. Pozisyonları gereği onları anlıyorum, herkes oturduğu yerden olaylara bakar.

Biz de "Bu Amerika'nın iç savaşı" deyip kenardan seyredebiliriz. Ancak meselenin yalnızca Türkiye'yi değil tüm dünyayı ilgilendiren boyutu var. Çünkü bu şirketler küresel bilgi ağını elde tutmakla kalmıyorlar, manipüle de ediyorlar. ABD Başkanı'na şiddete çağırdığı gerekçesiyle yasaklarken, platformlarını terör örgütlerinin propaganda zemini haline getirmelerine izin veriyorlar.

İki yıl önce Venezuela Devlet Başkanı'nın hesabından onayı kaldırdılar, İranlı politikacılara, Ermenistan işgaline karşı savaşan Azerbaycan Dışişleri Bakanı'nın hesabını da kapattılar, sonra açtılar. Seçim kampanyası sırasında Trump'ın rakibi Biden ve oğlunun adının karıştığı uluslararası yolsuzluk skandalı ile ilgili haber yapan medya kuruluşları ile bunları paylaşan hesapları engellediler. Twitter'in başındaki Jack Dorsey, Joe Biden ve oğlunun Ukrayna ilişkilerini konu alan içeriğin yer aldığı 300 bin hesabı engellemekle hata ettiklerini söyleyerek özür diledi ama iş işten çoktan geçmişti.

YASAL OLMAYAN YETKİ KULLANIYORLAR

İşin en çarpıcı yani ise bu şirketlerin, hesapları ve haberleri hiçbir yasal yetkisi olmadan engellemesi. Örneğin Trump hakkında aldıkları karar hiçbir mahkeme kararına dayanmıyor. Siyasi hiçbir sıfatları yokken, tarafsız görünmeye çalışsalar da hepsi Trump'a karşı yarışan Biden'