HaberturkMuharrem Sarıkaya15 Kasım 2020
Okunma: 4  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Önceki Yazısı
Muharrem Sarıkaya
Muharrem Sarıkaya
Muharrem Sarıkaya
15 Kasım 2020
Bugünlerde çok ölmeye başladık

BÜYÜK olasılık, ilkokul çağlarımızdan düşüncemize kazınan algıyı eksiksiz sürdürüyoruz.

Çünkü aşının yapıldığı anda hastalıktan hemen koruyacağına inandık.

Aslında yapılanların öyle de bir işlevi oldu; kızıl, kızamık, boğmaca, kabakulaktan kurtulduk.

Aşı yaptırmayan arkadaşlarımın boğmaca nedeniyle öksürükten nefes alamaz veya boyun çevrelerinin kabakulak virüsünden nasıl şiştiğini gördük.

Annelerinin yazması ile bağlanmış geldikleri okulda ne denli zorlandıklarına tanıklık ederek bugünlere geldik.

Özetle aşı kültüründe büyüdük

KOLU SIVAYIP BEKLEMEYİN

Belki de bundandır, aşının adını ne zaman duysak, hemen ulaşacak, enjekte edildiğinde de anında koruyacak beklentisine giriyoruz.

O günlerdeki gibi kolları omuzdan sıvayıp, sıraya geçip hemen yaptıracağımız algısına kapılıyoruz.

Bilim insanları günlerdir söylüyor; öyle bir şey olmayacak.

Dünyada aşının üretilecek doz miktarı belli; Dünya Sağlık Örgütü'nün öncülüğünde üretilen Covax için 2021'de öngörülen 2 milyar doz.

Benzer şekilde Pfizer CEO'su Albert Bourla, bu yıl sonunda 50 milyon doz üreteceklerini, 2021 için planlamalarının 1,3 milyar civarında olacağını söyledi.

İki doz yapılması gerektiği için, bu yıl dünyada yararlanacak kişi sayısı 25 milyon, gelecek yıl da 600 milyon civarı demektir.

Çin ise iki çalışması sonucu yılda 200 milyon doz planlıyor

Rusya ve Oxford'un aşıları ise sırada bekliyor.

Neredeyse hepsi iki doz yapılması gereken aşılar.

Dolayısıyla bir çırpıda sayımız 8 milyara ulaşan bizlere yetmeyecek.

EN AZ 6 AY

Nitekim aşı konusunda Türkiye'nin önde gelen akademisyenlerinden, Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal uyarıda bulundu.

"Aşı gelince hemen maske çıkmayacak" deyip ekledi:

"Sanılıyor ki aşı gelince hemen yapılacak, herkes koruma altına alınacak ve maskeler anında çıkacak. Böyle bir şey olmayacak. En az 6 ay boyunca aşıya herkesin ulaşması imkansız olacak"

Dolayısıyla herkesin bu bilinçle hareket etmemiz gerekiyor.

Daha önce de belittim; şu an büyük kentlerin neredeyse hepsi salgın karşısında sıkıntılı günler geçiriyor, birinin diğerine destek atacak hali yok.

İSTANBUL'DA ÖLEN SAYISI ÇOK ARTTI

Unutulmasın, henüz havaların tam soğuduğu günler de gelmedi.

Dolasıyla bunlar iyi günler; kötüsü, yani turpun büyüğü heybede

Durumun ne denli vahim olduğunu da dün bir okurumun gönderisiyle fark ettim.

Çünkü bazı şeyler önümüze toplu olarak konulmadan zor fark ediyoruz.

Benzer bir hissi, Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz'un toplu ölüm rakamlarını gönderdiği sıra yaşamıştım.

Yakın bir çalışmayı, Sami Kent İstanbul için yapmış

Şimdi diyeceksiniz ki "İstanbul için özel bir rakam verilmiyor ki, verilere nasıl ulaşmış"

Aynı soruyu ben de kendisine ulaşıp sordum; net açıkladı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin internet sitesine girip 2015-2019 döneminde aynı günde ölenlerin sayısını çıkarmış.

Ardından bu yılın aynı günündeki ölüm rakamını almış; 7 günlük dilimlere ayırmış.

Ölümlerin hepsinin Covid-19'dan olduğunu kendisi de ileri sürmüyor

EK ÖLÜM SAYISI

Ancak Prof. Dr. Önder Ergönül'ün epidemiyoloji bilimine dayanarak dile getirdiği "Ek Ölüm (excess mortality)" yaklaşımına atıfta bulundu.

Yani, "normal kriz dışı koşullar altında beklemediğimiz ölüm sayılarının üzerinde saptanan ölümlerin, yaşanan krize, salgına işaret ettiğini gösterdiğine ilişkin yaklaşımını" anımsattı.

Buna göre grafikteki kırmızı çizgi 2020 yılı içindeki değerleri gösterirken, lacivert çizgi 2015-2019 ortalamasını veriyor.

Mor şerit 2015-2019 yılları için haftalık maksimum ve minimum değerleri sunarken, lacivert noktalar ise 2019'daki vefat sayısını gösteriyor.

İstanbul'da 12 Mart- 4 Kasım tarihleri arasında 2015- 2019 ortalamasına kıyasla 8 bin 456 ek ölüm gerçekleşmiş

Bu denli yükselişin, salgının İstanbul'da pik yaptığı Nisan ayında da yaşandığı anımsanırsa, grafiğin aslında Covid-