HürriyetMehmet Soysal18 Kasım 2020
Okunma: 4  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Önceki Yazısı
Sonraki Yazısı
Mehmet Soysal
Mehmet Soysal
Mehmet Soysal
18 Kasım 2020
Gerçeğin kaç yüzü

İroniyle yüklenmiş yazılara, sözlere arkamızı dönemiyoruz.

Ve gerçeğin hangi yüzünde dolaştırıldığımızı da bilmiyoruz.

Piyasaya sürdükleri sayısız haberlerin içinde saklanan gerçeği bulmaya çalışıyoruz...

Bulmaca çözer gibiyiz...

Aşı bulundu, bulunuyor ile başlayan süreç her geçen gün yeni bilgilerle büyük kalabalıkları umudun yollarına düşürüyor...

Aşıyı bulan, bulacak olan devletlerin, şirketlerin, kişilerin üzerinde dolaştırılan gri bulutları dağıtmaya ise kimsenin gücü yetmiyor...

Bir doğru kırk yalanla boğuluyor...

Hangisinin gerçek olduğu bilinmiyor...

"Tehlikeli bir dengesizliğin" kuyuları kazılıyor...

Ve toplumu öfkeyle büyütüyorlar...

"Enformasyonun olmadığı yere dedikodu hâkim olur" sözüne inat yaşanıyor...

Büyük kalabalıkların çoğu resmi açıklamalara inanmadığı için dedikodu kazanlarına düşüyor...

Doğruya düşman olduğunu fark etmiyor bile...

Demokrasi ve kurumlarının rayına oturmadığı her ülke virüse yakalanmış gibi büyük bir felaketin eşiğinde gezinmeye mahkûm...

Çünkü, demokratikleştirmeyi anlatmaya çalışan herkes anlamsızlaştırılıyor...

Öyle "bilimsel" kılıfa uydurularak aklı devre dışı bırakan yalanlar söyleniyor ve yazılıyor ki...

Bildiklerimiz hakkında dahi yazılanlara bakıyoruz ve hangisini düzelteceğimizi bilmiyoruz...

Ya bir ömrü bu yalan, iftira ve operasyonları bertaraf etmeye harcayacağız ya da "İt ürür kervan yürür" diyerek yola devam edeceğiz...

Şeytanın tek görevi vesvese vermek...

Yüzünü görmediğimiz, ismini bilmediğimiz sayısız şeytan ruhlu insanların topluma üfledikleri vesveseleri "ağaçlar kalem, okyanuslar mürekkep" olsa yazarak bitiremeyiz...

Tek umudumuz demokrasi ve kurumlarıdır...

Yani, hukuk...

Bir ülke namuslu vatandaşlarını hukuksuz yaşayanlardan korumak zorundadır...

Ve özellikle de kendisini ve kurumlarını...

Çünkü, izlerin karıştığı sosyal medya dedikleri adreslerde sayısız kripto yüz, tetikçi kalem teröristleri bedenlere değil akıllara saldırıyor...

Ve yüzünü görmediğimiz, adını bilmediğimiz teröristler her gün yeni bir hesap peşinde...

Devletin hukuk mekanizması değneksiz köye dönüşen sosyal medyanın sayısız adreslerinden virüs gibi yayılan bu hastalıklardan halkını koruyabilmeli...

Yoksa her geçen gün zıvanadan çıkan bu alanı hiç kimse kontrol edemeyecek...

İzler karışmış bir kere...

Kim hain, kim dost yüzlü bilmiyoruz.

Dünün hainleri yarın yeni hikâyeler eşliğinde kahraman ilan edilirse hiç şaşırmayacağız...

Devletin kurumlarının içerisinde hâlâ kripto askerler, yargıçlar, savcılar ve polisler çıkarılıyor...

Bürokrasinin her yerine gizlenmişler...

Medya ise dipsiz kuyu gibi...

Kimileri evine internet bağlamakta bile zorlanıyor, FETÖ'nün tüm kripto medya mensuplarının ise YouTube, Twitter, Instagram ve sayısız internet haber siteleri aracılığıyla her yere savaş açan duruma geldiklerini görüyoruz...

Devletin internet sağlayıcı kurumları bu adresleri tespit edemiyor mu

Sosyal medyanın dev şirketleri Türkiye'de temsilcilik açmamak için direniyorlar...

Çünkü, hukuktan kaçarak bir toplumu ve ülkeyi terörize etmeyi başarıyor...

Yalanlarının hangisini düzelteceğimizi bilmiyoruz...

<