KararMehmet Ocaktan11 Ocak 2021
Okunma: 4  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Mehmet Ocaktan
Mehmet Ocaktan
Mehmet Ocaktan
11 Ocak 2021
Boğaziçi fethedildi ama hâlâ aşımız yok...

Boğaziçi Üniversitesi'nin kapısına takılan o kelepçenin fotoğrafını görünce ülkem adına müthiş bir korkuya kapıldığımı itiraf etmeliyim. O üniversite ki 28 Şubat'ın karanlık günlerine direnmiş ve de başörtüsü yasağını uygulamayarak akademik özgürlüğe sahip çıkmış sayılı bilim kurumlarımızdan birisidir.

Taha Akyol'un üç gün önce köşesinde BOÜ'nün başarılı rektörlerinden Prof. Üstün Ergüder'in "Yüksek Öğretimin Fırtınalı Sularında" adlı kitabından bu konudaki görüşlerine yer verdi. Başörtüsü yasağının uygulanması için gelen baskılara direnen Prof. Ergüder'in üniversite kapısına polis dikmenin ne demek olduğunu anlatan şu cümlesi AK Parti iktidarı için bir anlam ifade eder mi doğrusu çok merak ediyorum: "En kolayı ve belki de tek yolu işi polise ve güvenlik güçlerine havale etmek. O zaman kampüsün girişi 'garnizon nizamiyesi'ne dönüşür. Bu da üniversiteye yakışmaz, değerleriyle uyuşmaz!"

Öylesine talihsiz günlerden geçiyoruz ki yıllarca akademik özgürlüğü savunan AK Parti'nin iktidar olduğu bir Türkiye'de üniversitenin kapısına kelepçe takılıyor, kayyım atanıyor, bu da yetmiyor iktidarın küçük ortağı MHP'nin genel başkanı kayyım atanmasını protesto eden öğrencilerin "başının ezilmesini" istiyor.

Diyelim ki Boğaziçi Üniversitesi'ni fethettik, gençlerin protestosunu ezdik, kelimeleri cımbızlayarak icat ettiğimiz yapay darbe tartışmaları için Milli Savunma Bakanlığı marifetiyle gece yarısı mücadele bildirileri yayınladık, polis kuvveti ve yargı gücüyle eleştirileri susturduk. İyi güzel de, Türkiye'nin her gün derinleşen ekonomik sorunlarına, hukuktaki içler acısı halimize, salgınla mücadeledeki beceriksizliğimize çoktan tarihin çöplüğüne atılmış bulunan bu yasakçı anlayışla çare üretebilir miyiz

Eğer milleti korkutarak sorunları çözmek mümkün olsaydı, herhalde Türkiye şu anda uçuyor olurdu. Ama ne yazık ki her alanda kaybediyoruz.

Maalesef her geçen gün daha biraz MHP'lileşen AK Parti, giderek geniş toplum kesimleriyle bağlarını kopartıyor ve özellikle de genç kuşaklarla arasına kalın duvarlar örüyor. Bütün eleştirileri 'hain' kategorisi içinde değerlendirdiği için de normalleşmenin nasıl bir şey olduğunu ve aklı selim yolunu tümden unutmuş bulunuyor.

MHP lideri Bahçeli'nin aklına çok muhtaç halde oldukları için, hiçbir AK Partilinin bu gidişin nerede ve nasıl sonuçlanacağını düşünmediğini biliyorum ama akla ve mantığa itibar eden birileri bu halin muhasebesini mutlaka yapmalı.

Eğer AK Parti içinde hala itidale, normalleşmeye değer veren birileri varsa çıkmalı ve demeli ki;

-Boğaziçi Üniversitesi'nin kapısına kelepçe takmaktan, öğrencileri için cadı avı başlatmaktan vazgeçelim ve Covid-19 virüsünden korunmak için aşı bekleyen insanlarımıza önce aşı temin edelim. Çünkü, dünyanın önemli bir bölümü hızlı aşı kampanyası başlattığı halde, bizim nereden ne kadar aşı alacağımız ve aşıların ne zaman geleceği henüz bilinmiyor. İşin kötüsü iktidar da bilmiyor...

-Yapay darbe tartışmalarını köpürterek, her itiraz edeni, eleştirel düşünceyi dillendirenleri "terörist" ilan ederek, hukuku hiçe sayarak insanımızın refah standartlarını yükseltemeyiz, on milyonu aşan işsizlerimizin derdine çare olamayız.

Maalesef AK Parti özellikle son beş yılda bir bakıma "ben ne dersem o olur, kimin vatansever ya da hain olduğuna ben karar veririm" anlayışı üzerine bina ettiği negatif siyasetle toplum nezdinde sempati ve güç kaybediyor. Her ne kadar bugün yönetici konumunda olanlar, partiy