Yeni AsyaMehmet Kara21 Şubat 2021
Okunma: 4  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Sonraki Yazısı
Mehmet Kara
Mehmet Kara
Mehmet Kara
21 Şubat 2021
Özeleştiri iyidir!
İşsizlik, hayat pahalılığı, zamlar, kapalı dükkânlar, işyerini kapatan esnaf Vatandaş büyük bir ekonomik krizle karşı karşıyken, bir yandan da eğitim, kültür, sağlık, hukuk ve adalet gibi alanlarda sorunlar artarak devam ediyor.

Bu sorunlar dile getirildiğinde hükümet inkâr etse de, hatta "hainlikle" suçlasa da millet bu sorunları yaşayarak görüyor.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Bölünmüş yol yaparsınız 'Buraya uçak mı inecek', uzay programı açıklarsınız 'Başka işiniz mi kalmadı' derler. Yarın öbür gün uzaya kendi bilim insanımızı gönderdiğimizde 'Dünyaya mı sığmadınız' diyeceklerini duyar gibiyim" derken, gelebilecek eleştirileri mi tahmin etti yoksa muhalefete "böyle deyin" mi demek istedi anlaşılamadı, ama yaptığı bu "özeleştirisi" dikkat çekti. Aynı konuşmasında dikkat çeken, "Aile, eğitim ve kültür konularında arzu ettiğimiz inkişafı sağlayamadığımızı da kabul etmemiz gerekiyor... O eksikleri gidermemiz lâzım. Aileden eğitime, kültürden sanata bu alanları önceliklerimizin en başına alacağız" sözleri ile de bu alanlar da 19 yılda başarı sağlanamamasının bir bakıma itirafı oldu. Bundan sonra kimse kalkıp "bunlar yapılamadı" denildiğinde "nereden çıkartıyorsunuz" diyemeyecek! Çünkü bunu söyleyen icranın başı...

Özeleştiri iyidir... Keşke hükümetin başarısız olduğu diğer alanlarda da özeleştiri yapılabilse... Çünkü, özeleştiri yapıldığı ve muhalefete kulak verildiği ölçüde sorunlarla baş etmek daha kolay olacaktır.

Hem unutmamak lâzım tenkite kulak vermek yanlış yapmayı en azamî noktaya indirir.

LÜTFEN, AMA LÜTFEN!

Siyasetteki üslûp o kadar çirkinleşti ki, artık ağıza alınmayacak sözler, çocuklara, gençlere kötü örnek olabilecek seviyeye kadar geldi de geçti bile...

Bir yandan yeni sistem de rehâbilite, seçim kanununda düzenlemeler, yeni anayasanın tartışmaya açılması ve en son olarak da Millî Uzay Programı'nın tanıtılmasıyla konuşulurken bir yanda büyük ekonomik krizi sebebiyle işsizlik, hayat pahalılığı, ardı ardına gelen zamlar, diğer yanda her gün 8 bine yakın koronavirüs vak'ası, 100'e yakın vefat haberi ile uğraşırken siyasetçilerin kutuplaştırmadan ötekileştirmeden, ayrımcılıktan vazgeçmemeleri gerçekten de ibretlik.

Pençe Kartal-2 harekâtı bölgesinde yer alan Gara'da önce üç şehidimiz olduğu açıklandı, ardından da kanlı terör örgütü PKK tarafından kaçırılan 13 vatandaşımızın şehit edildiği duyuruldu. Bütün Türkiye'nin yüreğini yakan haber üzerinden bile siyaset yapılması artık bardağı taşıran son damla oldu.

Her geçen gün artan siyasetteki çirkin üslûpla ilgili artık söylenecek bir şey kalmadı. Vatandaş, "Lütfen artık lütfen. Biz ekonominin kötü gidişi ile inim inim inlerken, artık bu türden konuşmaları bırakın. Hatta hiç konuşmayın..." diyor. Duyurulur...

BİR ZAMANLAR "HABER ETİĞİ" VARDI!

Anadolu Ajansı'nın 8500 kilometre uzağa dünyanın 3. büyük ekonomisinin olduğu Japonya'ya gidip Japon esnafına verilen destek paketinin yeterli olmadığını haberleştirmesi eleştiri konusu olurken, o haberinden sonra ülkedeki esnafın durumu ile ilgili bugüne kadar hâlâ bir haber yapmamış olması hayretle karşılanıyor.

Ajansın haberinin tartışmaları devam ederken bu hafta geçtiği bir haber dikkat çekerken yine ibretlik bulundu.

Gara'da yaşanan ve bütün ülkenin yüreğini yakan 13 şehidimiz ve yapılan harekâtla ilgili Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'e bilgi vermesiyle ilgili duyurusunda devletin resmî ajansı ilginç bir üslûba imza attı.

"Millî Savunma Bakanı Sayın Akar ve İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu, İYİ Parti Genel Başkanı Akşener'i ziyaret ediyor" şeklindeki başlıkta dikkat çeken bakanların önünde "sayın" ifadesi yer alırken, Akşener için böyle bir ifade kullanılmaması dikkat çekti.

Bu ifadeleri görünce haberde "sayın" ifadesi kullanılıp kullanılmayacağı, ya da kullanılacaksa her ismin önüne bu ifadenin neden kullanılmadığı sorgulandı.

Geçmişte "Haber etiği" denilen kurallar vardı. Gerçi bunu yıllardır unuttuk, ama hatırlatmakta fayda görüyoruz. Önceden bir haber tekzip edildiğinde gazeteciler bundan utanırdı. Geldiğimiz noktada bu duyguyu bile unutanlar hatta hatırlamayanlar oluyor. Genç gazeteciler bundan habersizler...

Haberin doğruluğu, yanlışlığına bakmayanlar o kadar çoğaldı ki, artık "algı oluşturmak" için haber ve yorum yapılıyor. Bunu hatırlatmakta fayda var.

ÇİFTÇİNİN ÇIĞLIĞI!

Çiftçiler girdi fiyatlarındaki artış ve ürünlerinin depolarda çürüme tehlikesi ilgili sorunlarını dile getirmek için Ankara'ya gelip ilgililerle konuşmak istese de ya başşehre sokulmuyor ya muhatap bulamıyor.

Geçtiğimiz hafta Meclis Genel Kurulu'nda Muğla Mi