Yeni AsyaM. Latif Salihoğlu22 Şubat 2021
Okunma: 8  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
M. Latif Salihoğlu
M. Latif Salihoğlu
M. Latif Salihoğlu
22 Şubat 2021
Yeni Asya'nın güçlü bağışıklık sistemi
Bir şahs-ı mâneviyenin kuvvetine, dirayetine istinad eden Yeni Asya'nın bünyesi çok sağlam.

Hariç menşeli herhangi bir aşılamaya ihtiyaç duymadan, dahilî-haricî hemen bütün virüslere karşı 52 yıldır dimdik ayakta kalmayı başarabildi. Demek ki, bağışıklık sistemi de fevkalâde güçlenmiş durumda. Hâzâ min fadli'r-Rabbi.

Yeni Asya'nın doğduğu sene (1970), dinî değerleri dünyaya ve siyasete âlet ederek iktidara yürüyüşünü başlatan bir siyasî hareketin (MNP) de resmen meydana çıktığı sene oldu. Gazete, bu kesimin şiddetli taarruz ve tazyikatına mâruz kaldı; tazyikat el'an devam ediyor.

Yeni Asya Gazetesi, birinci senesini henüz doldurmuştu ki, bu kez darbe yapmayı göze almış olan bir askerî cuntanın maddî ve mâ- nevî baskılarına hedef oldu. Cuntacı generaller, gazetenin yayın politikasından şiddetli rahatsızlık duyarak zaman zaman küplere bindiler.

İlk on yıl boyunca kendi yağı ile kavrulan Yeni Asya, 1980'de 12 Eylül Cuntası'nın darbesine maruz kaldı. Darbenin gerekçesi, dur-durak bilmeyen anarşi ve terör eylemleri olmasına rağmen, cuntacılar ise, en ağır darbeyi Yeni Asya'ya vurdu; en ağır bedeli ona ödetti. Hem de, anarşi ve terörle zerrece alâkası bulunmamasına rağmen, ona toplam 474 gün kapatma cezasını kesti.

Bugün inanılması zor olabilir; ancak, vakıa gerçek mânasıyla öyle: Yapılan şey, tam bir keyfî muamele...

Yeni Asya'yı kapatmalarının hemen ardından, gazete hizmetinin Yeni Nesil ismiyle neşri uygun görüldü. Bir süre sonra o da kapatılınca, bu kez Tasvir gazetesi devreye girdi.

Darbe baskısının az da olsa dağılıp demokrasi havasının kısmen teneffüs edilmeye başlanmasıyla birlikte, garip bir şekilde hem Yeni Asya, hem de Yeni Nesil gazetesi üzerindeki keyfi yasak kaldırılmış oldu.

Zaten çileli ve meşakkatli bir hizmet olan gazeteciliğin en katmerli çilesi, gariptir ki hep gelip Yeni Asya'yı buldu. Demek ki, onun kaderidir bu. Tıpkı, "Ben kaderin mahkûmuyum" diyen Üstad Bediüzzaman'ın o çileli, zahmetli, meşakkatli hayatına benzer bir neşriyat seyri...

İşte, aradan bir on sene daha geçince, yaşanan sıkıntılı bir başka serencam.

3 Ocak 1990'a kadar Yeni Nesil ismiyle çıkan gazetenin personeli, hükûmet destekli bir iç darbe sonucu, personelin zamlı aylık maaşı ve birikmiş tazminatları dahi verilmeksizin, bir gece vakti çıkışları yapılarak yaklaşık 90 kişi kapının önüne konuldu.

Soğuk ve karlı bir kış günü işten atılan kadrolar, kadim okuyucu kitlesinin tam sahip çıkmasıyla, 15 Ocak 1990'da bu kez yine Yeni Asya ismiyle gazetenin ilk sayısı Bâbıâli zemininde meydân-ı zuhûra çıkarak kısa süre içinde arz-ı endâm etmeye başladı.

Tabiî, gazete ile birlikte dergiler (Köprü, Bizim Aile ve Can Kardeş) ve kitap neşriyatının alt yapısı da eş zamanlı olarak tamamlanarak, bütün yayın üniteleri hizmetlerini aksatmayacak şekilde yapmaya başladı.

Âcizane, kendim de bir sevk-i İlâhî ile tâ ilk gençlik zamanından beri Yeni Asya ile tanıştım ve bilâhare fiilen çalışan bir personeli olarak kırk küsûr yıldır hizmetinde bulunageldim.

Evet, Kur'ân'ın malı olan Risâle-i Nur'a neşriyat sahasında bir hizmetkâr olma gaye ve maksadıyla çıkan Yeni Asya ve onu dayanak noktası olan camiası, bir "sevk-i İlâhî"ye tâbi olarak istihdam edildiğine inandığım gibi, şahsen kendim de aynı şekilde Yeni Asya ile olan irtibatım ve içinde istihdam olunmam, yine bir "sevk-i İlâhî" ile olup bir tevâfuklar zinciriyle devam edegeldi.

Meselâ: Personel sıfatıyla Yeni Asya'ya ilk müracaatimin 21 Şubat'ta (1979) olduğunu yıllar sonra fark ettim. O zamanlar günlük tutuyordum. Orada yazmışım o tarihi.

Keza, yıllar sonra dünyaya gelen ilk kızımın doğum günü, tam bi