Yeni AsyaM. Latif Salihoğlu06 Nisan 2021
Okunma: 1  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
M. Latif Salihoğlu
M. Latif Salihoğlu
M. Latif Salihoğlu
06 Nisan 2021
Fikirde mağlup düşen zorbalar
GÜNÜN TARİHİ: 6 NİSAN 1909

İttihad-ı Muhammedî Cemiyetinin kuruluşundan sadece bir gün sonra, yani 6 Nisan (1909) günü İstanbul'u sarsan bir siyasî cinayet işlendi: Serbestî gazetesi sahibi ve aynı zamanda başyazarı olan Hasan Fehmi Bey, üstelik Galata Köprüsü'nün üzerinde vurularak katledildi.

Ne var ki, iş bununla da kalmadı. Bir süre sonra, adeta sürek avı gibi, İttihatçılara muhalif olarak daha başka şahsiyetler de ardı sıra vurularak seri cinayetlere imza atıldı.

Şimdi, hayalen o döneme gidelim ve gelişmeleri biraz daha yakından görmeye çalışalım.

Evveliyatı tâ 1865'lere kadar gidip dayanan Yeni Osmanlılar'ın devamı mahiyetinde ortaya çıkan ve kısa sürede ismi etrafa yayılan Jön Türkler hareketinin mensupları, zaman içinde fikren ve siyaseten iki ana eksen etrafında toplanmaya başladı:

1. İttihat ve Terakki Cemiyeti. Yani İttihatçılar.

2. Teşebbüs-i Şahsî ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti. Yani Ahrarlar.

İbrahim Temo, İshak Sükûtî, Dr. Abdullah Cevdet gibi şaibeli ve dine muarız isimlerin fikrî cihetiyle öncülük ettiği İttihat ve Terakki, asıl kuvvetini halktan değil, daha çok tıbbiye ağırlıklı askerî kanattan alıyordu. Karakterinde olan cunta, cinayet ve komitacılık oyunu, onların vazgeçilmez bir alışkanlığıydı. Balkan Komitacıları, Makedonya Komitacıları gibi isimlerle şöhret bulmuşlardı. Bununla beraber, zaman içinde kimi muteber isimler bu cemiyete dahil oldu: Enver ve Niyazî Beyler gibi...

İttihatçılar, yapılan hemen her kongre neticesinde kısmî kadro değişikliği yaşadı. Ancak, yine de partinin ana karakteri pek değişmedi. Bunlar, işbaşına geldikleri veya ülkeye hükmettikleri 1908-1918 tarihleri arasında on yıllık süreçte, memleketi düçâr ettikleri harp belâsı dışında, ayrıca muhalif gördükleri kimselere yönelik olarak da sayısız cinayete imza attılar.

Daha önce Jön Türkler hareketi içinde yer alan, ancak 1902'de diktacı ve merkeziyetçi anlayıştan uzaklaşarak, hürriyetçi fikirleri ağır bastığı için tüzel kişiliklerini "Ahrar" şeklinde ilân eden bu hareketin fikrî öncülüğünü Prens Sabahaddin Bey yaptı.

Zaman içinde, bu hareketin içine Ferruh Bey, Hasan Fehmi, Mizancı Murat Bey gibi parlak, mutedil fikir, edebiyat ve neşriyat adamları da dahil oldu.

1908'de yapılan ilk seçimde, Sadrazam Kâmil Paşa bu partinin listesinden mebusluk için aday oldu. Ahrardan olan kimseler, 31 Mart Vak'asının yaşandığı tarihe kadar da hükûmette faal durumdaydılar. Ne var ki, hükûmetteki icraatleri pek kısa sürdü. Türlü entrikalarla devrildiler ve çeşitli cezalara çarptırıldılar.

Üstad Bediüzzaman, 1950'lerde kaleme aldığı bir mektubunda şunları ifade eder: "Eskiden Ahrarlar iki defa başa geçtiği halde, az bir zamanda onları devirdiler. Onların müttefiki olan İttihad-ı Muhammedî (asm) efradının çoklarını astılar." (Emirdağ Lâhikası: 271)

Meşrûtiyetin ilân edilmesi yolunda müşterek hareket eden İttihatçılar ile Ahrarlar arasında, esasında çok derin fikir ayrılıkları vardı.

Bu ayrılık noktaları, tâ 1902 ve 1907 yıllarındaki kongrelerde iyice su yüzüne çıktı, ancak yine de iş kopma raddesine gelmedi.

Ne zaman ki, hürriyet ve ardından Meşrûtiyet ilân edildi (Temmuz 1908) ülke genel seçim sürecine girdi, işte o zaman bu iki eğilim arasında da çetin bir mücadele başladı.

İttihatçılar, komitacılık tabiatlarının gereği, ülke genelinde adeta terör estirerek 1908 seçimlerini kazandılar. Ahrar-ı Osmaniye Fırkası'ndan aday olanlar ise, İstanbul dahil, ülkenin hiçbir bölgesinden mebus çıkaramadılar. Buna rağmen, gerek Ayan Meclisi'nde, gerek bağımsız mebuslardan, gerek sivil hayatta ve gerekse bürokraside yetişmiş devlet adamlarının çoğu Ahrar'a meyilli idiler. Bu sebeple, seçimden sonra kurulan hükûmetlerde Ahrarlarla aynı fikirde olanlar yer alarak işbaşına geldiler. Ahrarlar'ın ayrıca güçlü bir medya desteği vardı. Mizan Gazetesi, Serbestî Gazetesi, Sada