Yeni AsyaM. Latif Salihoğlu20 Kasım 2020
Okunma: 2  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
M. Latif Salihoğlu
M. Latif Salihoğlu
M. Latif Salihoğlu
20 Kasım 2020
Darbeden sonra zoraki nikâh
GÜNÜN TARİHİ: 20 KASIM 1961

Meşrû iktidarı devirmeye yönelik, Cumhuriyet tarihimizin ilk kanlı darbesi, 27 Mayıs 1960'ta yapıldı. Darbeden bir buçuk yıl kadar sonra, milletin önüne yeniden seçim sandığı konuldu. Ne var ki, seçimler darbe cuntasının gölgesinde gerçekleştirildi. Seçimlerin hür ve serbest şekilde yapıldığını söylemek, tarih önünde yalancı şahitlik yapmak demektir.

Milletvekili genel seçimleri, 15 Ekim 1961'de yapıldı. Ne var ki, hiçbir parti için sandıktan tek başına iktidar imkânı çıkmadı. Koalisyon mecburi hale geldi.

p style"text-align: center;"

Partiler arası görüşmeler günlerce, haftalarca devam etti. Nihayet, Cumhuriyet tarihindeki ilk koalisyon hükümeti 20 Kasım 1961'de kurulmuş oldu.

CHP ile AP ortaklığında kurulan bu ilk koalisyon hükûmetinin başına ise, darbecilerle içli-dışlı olan İsmet Paşa getirildi.

Türkiye'de ilk kez ortaya çıkan bu yeni siyasî tablo, aynı zamanda darbeci cunta idaresinin ilk siyasî meyvesi oldu. Hatta denilebilir ki, İsmet Paşa'nın başında bulunduğu Halk Partisi'ni yeniden iktidara taşımak için kanlı 27 Mayıs Darbesi yapıldı. Zira, o lânetlik darbenin dinî, millî, vicdanî, hukukî, hatta insanî hiçbir dayanağı yoktur. Geriye, ecnebi hesabına yapılan demokrasi dışı bir siyasî tasarruf ihtimali kalıyor ki, esasen onun için darbe yapılmış oldu.

p style"text-align: center;"

1961 genel seçimleri çok ağır baskılar altında yapıldı. Demokrat Parti'nin devamı mahiyetinde ve aynı misyon çizgisinde kurulan Adalet Partisi, bilhassa planlı bir baskı ve tehdit altında tutuldu. Oyları dağıtılarak parti kendi içinden parçalanmaya sürüklendi. Ancak, buna rağmen AP ikinci büyük parti olarak Meclis'e girmeyi başardı.

Seçim sonucu tablosu, darbecilerin tam istediği gibi değildi. İsmet Paşa'nın tek başına hükûmet kurmasını istiyorlardı. Buna muvaffak olunamayında, AP'yi koalisyon ortağı olmaya zorladılar. Neticede, İsmet Paşa'yı bu ilk koalisyon hükümetinin başına getirdiler.

p style"text-align: center;"

27 Mayıs'ta, gerçekte ecnebilerin planı ve direktifiyle harekete geçen darbe cuntası, ilk iş olarak Demokrat Parti iktidarını devirdi. Sayısı 600'ü aşkın Demokratları Yassıada'da gaddarca yargıladılar. 1961 yılının Eylül ayı ortalarında ise, Demokrat Başbakan Adnan Menderes ve iki bakan arkadaşını idam ettirdiler.

İdamdan tam bir ay sonra genel seçimlere gidildi. Dört partinin katıldığı seçimlerin neticesi, yüzdelik oy oranı itibariyle şöyle oldu: CHP 36; AP 34; CKMP 14; YTP 13.

Bu tabloya göre, hiçbir parti tek başına hükümet kuramıyordu. Ayrıca, yeni Cumhurbaşkanının da yeni teşkil edilecek olan Meclis tarafından seçilmesi gerekiyordu.

İşte bu safhada öne çıkan iki isim vardı: Cunta lideri Org. Cemal Gürsel ve AP Samsun senatörü Ali Fuat Başgil. Şayet, Meclis'teki seçimler hür ve serbest bir ortamda yapılacak olursa, Başgil'in kazanacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Bunu fark eden darbeci artıkları yeniden atağa geçtiler ve siyasîleri baskı altına aldılar.

Seçimden iki gün sonra (17 Ekim 1961) AP'lileri tehdit eden Sıkıyönetim Komutanlığı bildirisinden sonra, General Faruk Güventürk de, AP Ankara İl Başkanı Muhittin Güven'i şu sözlerle tehdit etti: "Başgil'i, 30 bin kişi ile karşılayacağınızı duydum. Havaalanına bir tabur gönderiyorum. 3 kişiden fazla karşılama heyeti bulunursa, ateş açtırırım. Haberiniz olsun..."

Bu gelişmelere paralel olarak, o olağanüstü dönemin da