Hürriyetİlber Ortaylı22 Kasım 2020
Okunma: 3  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Sonraki Yazısı
İlber Ortaylı
İlber Ortaylı
İlber Ortaylı
22 Kasım 2020
Pazar günkü yangın onu hatırlattı... Vanî Mehmed Paşa

Geçtiğimiz pazar günü, öğleden sonra Kadıköy'e geçmek üzere köprüdeyken tatsız bir tesadüf, yükselen dumanı gördük. Köprünün üzerinden görüldüğü kadarıyla Vanî Mehmed Efendi Yalısı tutuşuyor gibiydi. Tabii durup bakmak mümkün değildi. Maalesef biraz sonra öğrendik ki Boğaz'ın sevimli camilerinden, Vanî Mehmed Efendi Camisi tarihe karışmış.

İşin hazin tarafı yanan sırf kâgir, ahşap caminin kendi değil, içindeki hat ve tezhip gibi koleksiyonlardı. Bunların yerine konması mümkün değil. Daha sonra caminin elektrikli zemin ısıtma tertibatıyla donatıldığını duydum. İhmal ve yanlışlığın ağır bastığı görülüyor. Kısa bir müddet önce vakfa devredilmiş, Vanî Mehmed Efendi Vakfı'na. Vanî Mehmed Efendi, Osmanlı içinde ismi en çok geçen ulema (ilmiyye) sınıfı üyelerindendir. Neredeyse Akşemseddin Molla, Ebussuud Efendi, Bostanzâde Yahya Efendi, Köprülüzâdeler ve Ebu İshakzâdeler kadar çok anılır. "Osmanlı ulemasının fıkhı ve tefsirdeki ağırlığıyla mukayese edilecek kadar bir yeri var mı" Bu soruyu hep sorarım ve çok da değişik cevaplar alırım. Van vilayetinin Hoşap Kalesi yanındaki Hoşap'ta doğmuş. Küçük yaşlarda doğduğu yerden ayrılıp Van'da medreseye devam etmiş. Ardından dönem için önemli olan Tebriz, Gence ve Karabağ'a geçmiş. Şimdi çok aktüel olan Karabağ'da 10 yıl kaldıktan sonra Erzurum'a geçmiş ve orada yaşamış.



KONUŞMASIYLA ŞÖHRET OLDU

Anlaşılıyor ki İstanbul'a ömrünün olgunluk çağında geldi. Vaizlikle tanındı. Erzurum'da da vaizlik yapıyordu. En önemli iki talebesinden biri olan ve şairliğiyle tanınan Hasan Tokadi, hocasını eserlerinde metheder. Belagati kuvvetli olmalı ki vaizliği ile Erzurum'da olduğu gibi İstanbul'da da şöhret yaptı.

'TARİKAT DEĞİL, HAKİKAT ZAMANI'

Daha Erzurum'da iken, beylerbeyi olarak eyalete gelen ünlü Köprülü Mehmed Paşa'nın oğlu, o hanedanın hem askerliği, hem idareciliği, hem de medresedeki rolü ile tanınan Köprülüzâde Fazıl Ahmed Paşa'nın iltifatını ve himayesini kazandı. Burası şaşırtıcı, bilinen ve tarihçi kaleminin sadece takdirini kazanan bir büyük adam, Vanî Mehmed Efendi'yi niye yanına yöresine alır ve İstanbul'a götürür, padişaha takdim eder

Vaazları ve yazdığı risalelerle şöhret yaptı. Nedenleri ve nasılı hep izaha muhtaç. En belirgin yönü kendisinin fıkıh dalında "Şeriatın yolu ilimdir, devir tarikat değil, hakikat zamanıdır" düşüncesini savunan guruptan olmasıydı. Döneminde tekkeler ve tarikatlar ağır baskı altına girdi. Vanî Mehmed Efendi genellikle "Kadızâdeliler" denen takımın "Asr-ı Saadet'ten sonraki birçok kurum ve âdeti bidat" diye yorumlayan simalarına benzer. Bu zümrenin içinde bağnaz adamlar olduğu gibi Birgivi Mehmed Efendi gibileri de vardır.

TARİHTE YERİ FARKLIDIR

Köprülü Mehmed Paşa'nın çok sevdiği bir takım değildi. O pratik görüşlü bir sadrazamdı. Medreseye de intisap edecek kadar tahsil gören oğlu Fazıl Ahmed Paşa, Vanî Mehmed Efendi'yi niye tuttu IV. Mehmed, Vanî Mehmed Efendi ile nasıl bağdaşırdı Bu hükümdarın yaşam biçiminde, o zümrenin dedikleriyle bağdaşmayan şey çoktur. IV. Mehmed'in ilimler ve sanatlarda ne amcası IV. Murad ne de oğlu III. Ahmed'le benzer yanı yoktur. Acaba çok derin konuları anlamadığı için mi Vanî Mehmed Efendi'ye ihtisab etti

Bugünkü Boğaziçi'nin Anadolu yakasında ilk büyük arazi bağışını IV. Mehmed, Vanî Mehmed Efendi'ye yaptı. Ulemanın içinde göze çarpan bu zat, İstanbul rüûsu da almıştı. Lâkin müderrislik, kadılık yollarında pek yer almadı; ne kazasker oldu, ne de şeyhülislam. Hâce-i Sultani denilen padişah hocalığı gibi üçüncü bir üst rütbe, onun için ihdas edilmiş denilse yeridir. Padişahın önündeki huzur dersleri, Hatice Terhan Sultan'ın adına yeni yapılan Yeni Valide Camisi'ndeki (Eminönü'ndeki Yeni Cami) vaazlarıyla tanınırdı. Taraftarları vardı ve mutlaka düşmanlık derecesinde kendisini tenkit edenler de. Verilen arazilerin üzerinde bugünkü yalısı ve şimdi yangın geçiren cami onun hayratıdır. Bazı sebeplerden dolayı, IV. Mehmed kendisine duyulan düşmanlığı hafifletmek için onu Bursa Kestel'e sürmüş ve bir müddet sonra vefat edip orada yaptırdığı caminin avlusundaki mezarına gömülmüştü (1685). Osmanlı tarihinde, Vanî Mehmed Efendi kadar hükümdar ve vüzera iltifat ile atiyyesini gören yoktur.

O DA DİVANDAYDI

Osmanlı tarihinde ismi, ikinci ve önemli şekilde Sabetay Zvi'yi yargılayan divanda bulunmasıyla geçmektedir. Burada onun hükmü ancak müspet olarak değerlendirilebilir. Hz. İsa karşısında Pilatus'un çıkmazına girmemiştir. Yahudi dünyasının bir küçük kısmının hâlâ mesih diye tanıdığı, büyük kısmının ise sahte mesih dediği Sabetay Zvi'yi, Hekimbaşı Hayatizâde vasıtasıyla din değiştirmeye davet etti. İhtida eden ve Mehmed Efendi ismini alan Sabetay Zvi olayıyla modern Yahudiliğin tarihinde problemli bir sayfa daha açıldı. Burada efendinin, pratik bir zekâya sahip olduğunu belirtmek gerekir. Ama yargılama kuşkusuz İzmir ve İstanbul hahamlarının dilediği ve beklediği gibi olmadı.

EDİRNE VAKASI

Yetiştirdiği talebelerin ikincisi, Edirne Vakası'na sebep olacak tepkiyi