Kararİbrahim Kahveci07 Nisan 2021
Okunma: 3  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
İbrahim Kahveci
İbrahim Kahveci
İbrahim Kahveci
07 Nisan 2021
Zam furyası kapıda

2003 yılında 100 baz kabul edilerek yeni bir hesaplamaya geçen enflasyon verilerinde fark açılıyor.

Tüketici Fiyat Endeksi Mart 2021'de 523,53'e ulaşırken, Üretici Fiyat Endeksi 614,93'e çıktı. Dikkat ederseniz bu fark birikimli açığı gösteriyor. Üretici fiyatları raf fiyatlarından birikimli olarak yüzde 17,46 daha yukarıda seyrediyor.

Bazı ekonomistler yıllık değişim farklarına bakıyorlar. Oradaki farka göre 2018 ortasında fark daha yüksek çıkıyor. Ama birikimli farka göre TÜFE-ÜFE farkı şu anda en yüksek seviyede.

2018 öncesi ÜFE epey bir süre TÜFE'nin gerisindeydi. O nedenle hemen ilk maliyet farkı anlık durumda yüksek çıkmış olsa da birikimli fark düşüktü. Mesela 2018 Eylül ayında TÜFE-ÜFE birikimli farkı 12,52'ye kadar çıkmış ve ardından düşüşe geçmişti.

Burada bir noktayı daha belirtelim: Mayıs 2018'den beri ÜFE artık TÜFE'nin hep üzerinde seyretti. Yani maliyet baskısı hiç eksiye düşmedi.

Şimdi durum nedir

Kasım 2020'de yeniden çift haneye çıkarak 11,35'e çıkan maliyet farkı Mart 2021'de 17,46'ya yükselerek 2003'ten beri en yüksek farka ulaşmıştır.

Ya da şu şekilde izah edelim: Eğer ÜFE gibi TÜFE'de aynı fiyat endeksine ulaşmış olsaydı, şu anda Mart enflasyonu 16,2 yerine 36,5 olacaktı.

Ortada çok ciddi bir maliyet baskısı olduğu açık.

Bunu çekirdek enflasyon verilerinde de görüyoruz. Ülkemiz çok ciddi bir maliyet baskısı altında.

Ve bu maliyet baskısı raf fiyatlarına yansımak için adeta fırsat kolluyor.

Bunu bir başka şekilde de izah edebiliriz: Şirketlerin üretim maliyeti artıyor ve buna karşılık satış fiyatları daha geriden geliyor. Bu farkın sürmesi halinde şirketler cephesinde çok ciddi sorunların yaşanması da muhtemel.

Mesela TÜİK-ÜFE verilerinde enerji başta olmak üzere ana metall