SabahHincal Uluç03 Nisan 2021
Okunma: 2  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Hincal Uluç
Hincal Uluç
Hincal Uluç
03 Nisan 2021
Sanatçının Kaderi... Ya da Kaya Akarsu...

Minnacık bir haberdi gazetede.. Tek sütuna sıkışmış.. Ötekilere baktım hemen, cevabını bile bile.. O bile yoktu.. Esin Afşar'ı hatırladım.. Esin Gız'ı.. Olimpia'da sahneye çıkan, o zaman Avrupa'nın en büyük, en ünlü dergisi Paris Match'ta dört sayfa röportajı yayınlanan, "Yoh.. Yoh" adlı türküsünü Fransızlara bile ezberleten Esin Gız söylemişti, haftalarca liste başlarında kalan "Sanatçının Kaderi" şarkısını.. Söylerken, kendi sonunu söylediğini biliyor muydu acaba. Ben Çankaya yokuşunun tepesindeki Basıntepe'de otururdum. O yokuşun sonuna doğru Birinci Basın Sitesi'nde.. İkisi de ayda 100 lira ödeyerek üye olduğumuz basın kooperatifinden.. İyi ki varmış da, sokakta kalmamışız. "Dört yumurtam var" diye telefon ederdim.. "Bende de yarım paket Sana yağı.. Hemen koş" derdi. O Esin Gız'la bu Hıncal, Esin Gız'ın sahanda yumurtasını masanın ortasına koyar, taze aldığım yumuşacık ekmekleri banardık.. En güzel yemeklerimiz olurdu onlar.. Bitirip divana geçince "Hadi Esin Gız" derdim.. Çok sevdiğim Selmi Andak bestesi Yunus Emre'yi, "Gel dosta gidelim gönül"ü istediğimi bilir, fısıldardı.. "Ölüm haberi gelmeden Ecel yakamız almadan Azrail hamle kılmadan Gel dosta gidelim gönül Gerçek erene varalım Hakk'ın haberin soralım Yunus Emre'yi alalım Gel dosta gidelim gönül." O sımsıcak dostluğun, o sahanda yumurtayı padişah sofrası yaptığını ikimiz de bilirdik.. Kaya'nın tek tük gazeteye, minnacık haber olmuş ölümünü öğrenince Esin Gız'ı, kendisi başta hemen her sanatçının kaderini anlatan şarkısını hatırlamam bundandı, işte.. "Sanat için çarpardı yüreğim Alkışlarla alkışlarla Hüzün dolu olsa da gözlerim Alkışlarla alkışlarla Her gün açılmalı diye perde Alkışlarla alkışlarla Çıktın neşe içinde sahneye Alkışlarla alkışlarla Ne başka tutku ne sevgilim Alkışlarla alkışlarla Yalnız sanat vardı senin için Alkışlarla alkışlarla Ya bir bravo ya bir söz, bir çiçek Alkışlarla alkışlarla Yalnız bunlara değer vermiştim Alkışlarla alkışlarla Açılırdı perdeler Kahkahayla kahkahayla coşardı seyirciler Hahahah hihhihhi hohohooh Lalalal ohohohoh hahaha lalalalal Şöyle bir baktın mı uzaktan Alkışlarla alkışlarla Bütün salon inlerdi alkışlarla Alkışlarla alkışlarla Sanat denen görkemli dünyada Alkışlarla alkışlarla Hiç farkın yoktu bir hükümdardan Alkışlarla alkışlarla Hiç korkmazdın hayattan Alkışlarla alkışlarla Bir gün gelip unutulmaktan başka Alkışlarla alkışlarla Canım gibi sevdiğim sahneden Alkışlarla alkışlarla Bir gün gelip ayrılmaktan başka Alkışlarla alkışlarla Alkışlarla alkışlarla Açılırdı perdeler Kahkahayla kahkahayla coşardı seyirciler Hahahah hihhihhi hohohooh Lalalal ohohohoh hahaha lalalalal Şimdi ne kadar yalnızsın Alkışlarla alkışlarla Nerde şu iyi gün dostların Alkışlarla alkışlarla Gelip de görseler ya bir kez Alkışlarla alkışlarla Nasıl biter sonu oyunlarının Alkışlarla alkışlarla İşte sahne sen ordasın ama Alkışlarla alkışlarla Seyre gelen hiç kimse yok Yaşlandım mı yoksa Aynalara bakma Boş ver aynalar yalan söyler Ya seyirciler hahahahahahaha Alkışlarla alkışlarla açılırdı perdeler Kahkahayla kahkahayla coşardı seyirciler Hahahah hihhihhi hohohooh Lalalal ohohohoh hahaha lalalalal Alkışlarla alkışlarla uçuverdi sevgiler Kahkahayla kahkahayla yaşlanmışsın dediler Hahahah hihhihhi hohohooh Lalalal ohohohoh hahaha lalalalal Alkışlarla alkışlarla uçuverdi seneler Kahkahayla kahkahayla işin bitti dediler Hahahah hihhihhi hohohooh Lalalal ohohohoh hahaha lalalalal" Kaya Akarsu'yu önce Ankaralılar tanıdı.. Devlet Tiyatrosu'ndaki müthiş oyunculuğu ile.. Ben özellikle tanıdım. Çünkü Yankı'da ve Cumhuriyet'te, kültür, sanat ve de televizyon yazardım. Televizyon ya.. O sayede Kaya'yı TRT'nin ulaştığı her yer tanıdı.. Müthiş, insanları evlerine kilitleyen diziler oynatırdı TRT.. Star TrekUzay Yolu.. Kaçak.. McMillan ve Karısı.. Colombo.. Daha neler neler.. Ve Devlet Tiyatrosu sanatçıları seslendirirdi onları.. İnanın Amerika'da seyrettim orijinallerini.. Bizdeki seslendirme çok çok daha iyiydi.. Kaya en önde gelenlerindendi o seslendirenlerin.. "Altı Milyon Dolarlık Adam" dizisinin kahramanı Lee Majors'daki sesi efsane olmuştu mesela.. Oysa o Devlet Tiyatrosu'nda "Guguk Kuşu" adlı o unutulmaz oyunda canlandırdığı Kızılderili Hasta rolüyle tanınmak isterdi. Sesiyle değil.. Ankara'da çok iyi arkadaştık.. Ben İstanbul'a taşınınca, mesafe girdi araya.. Ama kalpler bir olur ya.. Dostluk denen şey, kalplerde yaşamaya devam eder ya.. "Orda bir köy var, uzakta O köy bizim köyümüzdür. Gezmesek de, tozmasak da O köy bizim köyümüzdür" demişti ya, Ahmet Kutsi Tecer.. "Orda bir ses var, uzakta O ses bizim sesimizdir. Duymasak da, tınmasak da O ses bizim sesimizdir" Be Kaya.. Her zaman bizim sesimiz Kaya!.. ..Ve de.. "Orda bir yol var, uzakta O yol bizim yolumuzdur. Dönmesek de, varmasak da O yol bizim yolumuzdur" Be Kaya.. O yol nerde, ne kadar uzakta ya da yakında olduğunu bilmediğimiz yol, "Bizim Yolumuz" be Kaya.. Hepimiz ayni yolun yolcusu değil miyiz. Işıklar içinde bekle bizi.. Dosta gitmek için sıra bekleyenleri.. Yunus Emre'yi sor.. Ona da bir selam çak.. Vuslat'a az kaldı.. Yahya Kemal'in anlattığı o ebedi buluşmaya.. "Geldikleri yol... Ömrün ışıktan yoludur o! Âlemde bir akşam ne semavi koşudur o! Dört atlı o gerdune gelirken doludizgin, Sevmiş iki ruh, ufku görürler daha engin. Simaları gittikçe parıldar bu zaferle, Gök her tarafından donanır meş'alelerle."

p style"text-align:center"

BEŞ YILDIZLIK UTANÇ... BURAK Milli Takım'ın üç maçının toplam değerlendirmesini yapmıştı spor servisimiz önceki gün. En önde gelen 5 yazarımıza sormuşlar.. "3 maçın yıldızı kimdi." Sevgili kuzen Gürcan hariç (Bilgiç) ve şaşkınlıkla okudum, Ömer (Üründül) ve Bülent (Timurlenk) dahil dördü Burak Yılmaz'da birleşmiş. Neden peki. Sözlük anlamıyla skor yazarlığı yapmışlar da ondan. Burak, Hollanda maçında biri penaltı, ikincisi muhteşem bir frikikten 3 gol attı. Sahada da çok koştu. Norveç maçında oyunda olduğunu çok az fark ettik. Letonya maçında ise, attığı penaltı dışında tek ama tek olumlu hareketi yoktu. Buna rağmen üçü duran toptan attığı 4 gol onu nerdeyse ittifakla yıldız yapmaya yetmiş. Şimdi onu "Üç Maçın Yıldızı" seçen arkadaşlarım benimle oturup Letonya maçını baştan sona izlemeye tahammül edebilirler mi. O Burak'a, Şenol Güneş gibi 90 dakika tahammül edebilirler mi. Ben onu da geçiyorum. O maça Sayın Cumhurbaşkanı'mız da davetliydi. Teknik Direktör Şenol Güneş ve Kaptan Burak'ın telefonda yaptıkları özel daveti kabul etti ve geldi Başkan.. ..Ve ne seyretti. Amacı futbol oynamak ve oynatmak değil, her ama her fırsatta hakemi kandırmak olan bir utanç adamını seyretti.. Burak, yanında biri sert nefes alsa orasını burasını tutarak ve çığlıklar atarak yerlere uçtu. Kıvrandı... Kaç defa hatta rakibini geçmiş, gole doğru gidecekken, durdu yere bıraktı kendisini. Letonya Milli Takımı'nın toplam faul sayısından fazla yere düştü. Yerde kaldığı süre ile oyunda ayakta olduğu süreyi karşılaştırmak isteyen var mı. "Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim" diyen Büyük Önder'in adını taşıyan stadyumda ve bizzat davet ettiği, kendisi de sporcu, hatta futbolcu Sayın Cumhurbaşkanı'nın önünde, Türk Milli Takım Kaptanı'nın böyle sahtekârları oynaması, saygısızlık değilse, ayıp değilse, utanç değilse nedir, bana söyler misiniz, o Burak'ı "Üç Maçın Yıldızı" ilan edenler.

p style"text-align:center"

KARGA ZEKÂSI!. "Karga karga 'gak' dedi. 'Çık şu dala bak' dedi. Çıktım baktım o dala, Şu karga ne budala." Daha çocukken Cemal Dayımın ezberlettiği tekerlemelerin başında gelirdi bu satırlar.. Sonra Ezop'tan La Fontaine'e karganın aptallığı üzerine yazılmış tilki hikâyeleri.. Hava güzel olduğu zaman bahçemde duvarın dibindeki koltuğuma oturup karşıdaki ağaçlara konan papağandan martıya çeşit çeşit kuşları izlerim.. En fazla olanları, kargalar.. Bir ünlü üniversite, en akıllı bilinen maymunlar ile kargalar arasında zekâ testi yapmış iyi mi. Sorulardan biri, bizim çocukluk mahalle kumarımız. Bul karayı al parayı.. Üç fincan altına bir leblebi koyar adam, sonra üçünü karıştırır. Hangi fincanın altında.. Toplardı mahalle çocuklarının beşer onar kuruş harçlıklarını giderdi. Masadaki üç kâseden birinin altına karganın yemini koymuş, deneyciler. Sonra bakışları ve işaret dili ile yemin nerde olduğunu göstermişler kargaya ve bizim aptal karga hep anlamış ve bulmuş, iyi mi. Oysa bu zekânın en çok şempanze ve orangutanlarda olduğu biliniyordu önceleri. Akşam'da okuduğum haberde kargalarda zekânın dört aylıkken başladığı yazıyor. Dahası var. "Yem bulma" testlerinde bazı kargaların, ayni teste birlikte katıldıkları öbür kargaları, yani rakiplerini kandırmak için bilerek yanlış kap gösterdiklerini de tes