SabahHincal Uluç12 Ocak 2021
Okunma: 5  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Hincal Uluç
Hincal Uluç
Hincal Uluç
12 Ocak 2021
Bir Öztürk Serengil vardı...

Bu sabah Seren Serengil'i yazmaya niyetliydim.. Gene yazacağım da, sabah gazetelere bakınca babası, çok yakın arkadaşım Öztürk Serengil'i başa almaya karar verdim. Dün onun 21'inci ölüm yıldönümüymüş.. 21 yıl.. Dün gibi.. Daha öncesi, 15 yıl daha öncesi de dün gibi.. 1986 yılıydı galiba.. Öztürk, Erkekçe'deki odama gelmişti.. "Cezayir'e gidiyorum. Uzak yol.. Gidip de gelmemek var.. Kızım sana emanet" demişti. Kızı Seren işte.. Şaşkın baktığımı görünce "Annesine pek güvenmiyorum da" demişti.. O anne, şimdi Seren nerdeyse ölümlerden dönerken, "Onu ben kurtardım. Zamanında babasını da Kaddafi'nin elinden ben kurtarmıştım" dedi.. Yalan!. Öztürk'ün Cezayir hikâyesini adım adım bilenlerdenim.. Kendi ağzından dinlemiş ve yazmıştım da.. 25 Şubat 2011'de bir daha yazmıştım, yeri düşünce.. İşte o yazıdan bölümler.. p style"text-align:center"

Öztürk Serengil'den bire bir dinlemiştim, zamanında Kaddafi'den sonraki 2 numaralı adam Abdüsselam Callud'un müthiş desteği ve yaptığı planlarla Libya zindanlarından nasıl kurtulduğunu.. Öztürk'ü Libya'ya davet eden Callud.. İstanbul ziyaretinde Maksim'de seyretmiş. Bayılmış.. "Yahu bizde yığınla Türk işçisi çalışıyor. Gel bir gazino vereyim sana onları eğlendir" demiş.. Öztürk de düşmüş yollara.. Gazinosunu kurmuş.. İyi para kazanıyor, beyler gibi de yaşıyor.. O sırada meşhur uçak olayı oluyor. Bir Amerikan uçağı düşüyor. 270 kişi ölüyor. Amerika, uçağın Kaddafi'nin emriyle düşürüldüğü iddiasında. Yer yerinden oynamıştı hatırlarım. Savaş rüzgârları esmeye başlamıştı. Irak'tan evvel Libya'ya girecekti nerdeyse Amerika.. İşte tam bu sırada, Öztürk, kendisine bu kadar fazla iyilik yapan Libya liderlerine jeste soyunuyor.. Kaddafi'ye bir mektup yolluyor.. "Bir işaretimle harekete geçmeye hazır binlerce Türk işçisiyle, yanınızdayım.." Kaddafi mesajı alır almaz "Bir işaretle binlerce Türk'ü harekete geçirebilecek bu adam tehlikeli, atın içeri" diyor.. Bakar mısınız.. Kaddafi kafasına bakar mısınız. Libya'da hak, hukuk, Kaddafi'nin iki dudağının arası.. Callud araya girmese kellesi de gitti, Öztürk'ün.. İçerlerde sürünüyor. Ne avukat tutabiliyor, ne sefirimize ulaşabiliyor. Ulaşsa ne olacak ki.. Sonunda gene Callud, bir plan yapıyor da, Öztürk'ü Malta'ya kaçırıyor. p style"text-align:center"

Öyle yakın dosttuk ki.. Dedim ya, "Kızını bana emanet edecek kadar!.." Seren'le pek fazla karşılaşmadık.. Fevkalade şımarık davranışlarda bulunduğu için, sempati duyduğumu da söyleyemem. Bu yüzden 2007'de mesleğimde 50. yılı kutlarken gelen mesajına çok şaşırmış ve şöyle yazmışım köşemde.. "ÖZTÜRK'ÜN kızı" yazıyordu imza yerinde.. Öztürk dediği, Serengil .. Benim sevgili dostum.. Öztürk'ün kızı da Seren tabii.. "Bayram tebrikleri, yılbaşı mesajları atamam ama, sizi ayrı severim" diyor.. "Baba dostu olarak.." Peki bu e-mail neden şimdi.. "Neco'nun kızına olan siteminizi okudum. 'İnsanları yaşarken aramak, anmak, yaşarken yanlarında olmak, sevdiğinizi yaşarken söylemek, göstermek' lazımmış." Eşinin ailesi benim apartmanda oturuyormuş. Ziyaretlerinde girip çıkarken ışığıma bakıyormuş.. "Sizi eve girerken yalnız görünce, bir de Ayşe'ye bu söyledikleriniz aklıma gelince, size, siz yaşarken sevdiğimi söylemek, bunu size göstermek istedim. Bu cesareti sizden buldum yani" diyor.. Ve de ne güzel yazıyor.. "50. yılınızı kutluyor, iyi ki varsınız diyorum. O kadar genç ve bugündesiniz ki, ben dünden çok yarınlara yakıştırıyorum sizi.." Öztürk yıllar önce elinden tuttuğu Seren'le gelmişti, Erkekçe'deki odama.. Daha genç kızlığa yeni yeni adım atıyor o zaman.. Bir ara kulağıma eğildi.. "Bu kız sana emanet" dedi.. "Ona göz kulak ol, tamam mı.." Anlaşılıyor ki, beni de Seren'e emanet etmiş, Koca Öztürk.. Yeşeeee!..

p style"text-align:center"

SORUN SADECE KOVİD Mİ, KOCA BAKAN Her gün canlı yayınla ekranları işgal edip Kovid istatistikleri okuyarak Sağlık Bakanlığı yaptığınızı sanıyorsanız, aldanıyorsunuz, Sayın Fahrettin Koca!. Sizi artık izleyen nerdeyse yok.. Bu millet "Hatice ile değil, netice ile ilgili". Bu yüzden o rakamları dinlemekten gına geldi, bir.. İkincisi.. Bu ülkede Kovid dışında da önemli şeyler oluyor.. Sizden tepki bekleyen başka önemli şeyler.. Mesela.. Geçen hafta hemen bütün popüler medya, hem yazılısı, hem sosyali, Seren Serengil olayıyla meşguldü. Seren kilo vermek için mide ufaltma ameliyatına girmiş, başına korkunç şeyler gelince, hemen bir ikinci ameliyata alınmış, bağırsaklarını bağlatmıştı. Geçen hafta şu açıklamayı yaptı.. "Yemek yiyemiyorum. Çünkü mide yok. Besinler aynen ince bağırsağa gidiyor. Korkunç sancılar. Sürekli tuvalete gidiyorum. Devamlı ishal, su kaybı, ama su bile içemiyorum. Serumla besleniyorum. 46 kiloya düştüm. Hayatım tehlikede. Ölüm korkusu içinde yaşıyorum." Seren bu haldeyken bile gençlere sesleniyor. "Bana bakın, ibret alın. Ne olur güzelleşmek uğruna yanlış kararlar vermeyin!." Sayın Koca, Hadi sizin aklınız, fikriniz Kovid.. Ama koca bir teşkilatınız var. Mesela İstanbul İl Müdürünüz.. Mesela Basın Büronuz.. Mesela danışmanlarınız.. Bunların hepsinin maaşını ben ödüyorum, vergilerimle.. Bir dosya, bir özet hazırlanıp önünüze konmaz mı. Bir danışman "Sayın Bakan, bu olay tüm ülkede gündem. Bir açıklama yapmanız gerekir" demez mi. Nedir bu ölüm sessizliği.. Bu ülke insanının sağlığı kime emanet. Ah Neyzen Tevfik ah!.. Bir asırdan önce, Osmanlı devrinde, tıp sektöründen şikayet etmişti.. Bugün sizin günlerinizi yaşasa ne derdi acaba. "Bir hazakatzedeyim, midemi tıp tepti benim Kırk katır tepse yıkılmazdı bu muhkem bedenim Kapladı her yanımı sancı, elem, ağrı, bere Bir mezar oldu vücut, sanki etibba haşere Hastane sanarak çok yere girdim çıktım İbret aldım oralardan da canımdan bıktım. (Hazakatzede: Osmanlıca'da hekim hatasının kurbanı olan kimse için alay yollu söylenen söz. Etibba: Doktor. Muhkem: Sağlam) Hadi Seren, paralı ve ünlü, ölüm korkuları içinde de olsa, serumla da yaşasa, gene hayatta.. Ya bu ameliyatı borç harç yaptıran, ünsüz oldukları için ölseler bile haber olmayanlar. Var mı elinizde istatistik Bay Bakan. 2020 yılında kaç mide küçültme ameliyatı yapılmış. Sonuçları ne olmuş. Üç kuruş için insanları ölümüne doğramak bu kadar kolay mı bu ülkede. Sakın gene beni aramayın. Açmam ve dinlemem.. Çünkü adınızı yazanı, hemen arıyorsunuz, o da ertesi gün sizin reklamınızı yapan bir yazı kaleme alıyor. Ben o yolları çoktan geçtim, Koca Bakan.. Lütfen sorduklarıma kısa, yazılı bir cevabı maillesin, ekibiniz, ama altında sizin adınız olsun. Ötesine itibar etmem. Çünkü zorda kalınınca o imzası olan zavallının yandığına çok şahit oldum, 65 yıllık meslek hayatımda.. Yanlış anlamış da, yanlış yazmış da.. 2020 yılı mide küçültme istatistikleri, bir.. İstanbul İl Sağlık Müdürü'nüzün ya da bakanlığınızın Seren'in söyledikleri üzerine soruşturma açıp açmadığı, açtıysa sonuç, iki.. Hepsi bu kadar!.

p style"text-align:center"

İŞTE FATİH'İN OYUNU!.. Eğer hâlâ "Takke düşmedi. Kel görünmedi" diyorsanız ki, benim Fatih Terim kuklası medyam öyle diyor, bu ülkede spor adına, spor yazarlığı adına ne kaldı, düşünmek gerek.. Sahada olmayan bir rakip önünde 6 golle kazanmışsın.. Senelerden beri beklediğin gerçekleşmiş, "Belhanda"n da üç gol atmış.. Çık maçtan sonra, Galatasaray'ı konuş. Keyfini yaşa.. Galatasaray camiasına da yaşat.. Ama hayır. Fatih Terim'in umurunda değil, Galatasaray. Onun hedefinde Mustafa Cengiz var. Amacı Başkanı istifaya zorlamak, etmedi, mayıstaki kongrede yolunu kesmek.. Cengiz istifa ederse, tüzük gereği, normal kongreye altı aydan az kaldığı için, hemen seçim yok. Mayısa dek, Galatasaray'ın Başkanı, bugünkü Başkan Vekili Abdürrahim Albayrak olacak. Fatih'in has adamı.. İkisi el ele, bildiklerini okuyacaklar. Etmedi.. O zaman, mayıs kongresinde yolunu kesmiş olacaklar. O kongreyi Mustafa Cengiz değil, Fatih kimi isterse o, belki de Fatih'in kendisi kazanacak.. Nerden mi çıkarıyorum bunları. 6-0 ve Belhanda Hat Trick'i sonrası, tüm camia ondan maçı konuşmasını beklerken, şu söylediklerine bakar mısınız. Başakşehir'den İrfan Can Kahveci ve Visca'yı istiyormuş. Göksel Gümüşdağ açıkladı. Sadece Kahveci için 13-14 milyon istiyor. Visca daha da fazla. Mısırlı Muhammed'in Türkiye'de oynamaması için kıyamet kopuyor, Mısır medyasında. Türkiye bugünkü dikta rejimiyle ters ya.. Transferi önlemek için, kira için istenen ücret 6 milyon euro.. TFF'nin Galatasaray'a tanıdığı limitin tamamı bir milyon euro oysa. Fatih bu "İmkânsız"ı da istiyor ki, Mustafa Cengiz'i başarısız göstersin. Bir de tabii, UEFA'nın Finansal Fair Play gereği, satmadan alamaz Galatasaray. Alırsa, en az 2 yıl Avrupa'dan men yer. Bunları niye açıklıyor.. Çünkü başta Hürriyet ve SABAH, Terim'in elinde. Medyadaki yancıları "Yönetim almayı da satmayı da bilmiyor" diyecek, Fatih'e yönelik eleştiriler sıfırlanacak. Mustafa Cengiz bitirilecek.. Dünkü ve bugünkü SABAH ve Hürriyet'e bakın yeter, ne dediğimi görmeniz için.. Mustafa Cengiz Başkan, Hakkında yaptığım tüm eleştirileri donduruyorum. Şu andan itibaren, bu korkunç Fatih Terim tertibine karşı yanında yer alacağım ve Galatasaray bu tehditten kurtulana dek de orada kalacağım.. Yıllardır Galatasaray'ı satan, ruhsuz, sadece kendisi için oynayan Belhanda için kimleri kimleri harcayan, dökülürken bile ısrarla oynamasını "Efendim yönetim satılmasına karar verdi. Satılması için oynatmam lazım" diye izah(!) eden Fatih Efendi şimdi yönetime "Belh