Gökhan Özcan Tüm Yazıları

84 yazı (1 - 10 arası) listeleniyor

Renk körlüğü

"Ne acayip" dedi beyaz saçlı adam acı acı gülümseyerek, "konuşmak bizi o kadar meşgul ediyor ki konuştuklarımızı anlamaya hiç vaktimiz kalmıyor!" Sanki uzun mesafeler boyunca yürümüş gibi yorgunuz ama geldiğimiz hiç bir yer yok. Sanki her şeyi çok seviyormuş gibi yapıyoruz ama dünyamız kaskatı, içinde neredeyse hiç sevgi yok. Sanki her düğümün çözü

12.11.2018
2 0 0

Sürüklenmeler

Yaşamakla sürüklenmek arasındaki fark belirsizleşiyor yavaş yavaş hayatımızda. Biz gönlümüze göre yaşadığımızı zannediyoruz; sonra bakıyoruz bir gezegen dolusu insan aynı şeyi, şeyleri aynı şekilde yaşıyor. Bütün gönüller aynı şeyi aynı şekilde yaşamayı istiyor olabilir mi Mümkün mü bu Elbette değil! Gönlümüze göre olanı yaşıyor olsak, mutlaka bizi

08.11.2018
4 0 0

"Olmak, olmamak ya da olamamak"

Sevdiğini söylediği hiçbir şeyi can-ı gönülden sevemiyor bugün artık hiç kimse. Birbirleriyle ilişkilerinde çok bariz biçimde görünüyor bu. Bize çok elle tutulabilir bir faydası dokunması gerekiyor bir şeyin ki onu sevebilelim. Tabiatla bütünleşebilen, saatlerce hiç sıkılmadan denizi seyredebilen, badem ağaçlarının açmasına çocuklar gibi sevinen in

05.11.2018
7 0 0

Kendini okuyan kitap

"Ne okuyalım" sorusu, kitapları hayatın derinliklerine doğru götüren patikalar gibi görenler için çok da anlamlı bir soru değildir. Günler gibidir kitaplar, her sabah içlerine doğarız, nasıl bir gün olacağını, bize neleri getireceğini hiç bilemeden. Günlerin böyle olması güzeldir; aksi halde hayatın bir hikayesi olmazdı.Kitapların bizim için bir hi

01.11.2018
7 0 0

Sonsuz şarkı

"Bazen uzun bir yürüyüşten sonra gelip alelade bir ağacın altına oturuyorum" diye mırıldandı kendi kendine, "sanki o ağaç kulağıma doğru eğilip, burada uzun zamandır benim gelmemi beklediğini fısıldıyor." İnsanın harita üzerinde bir yurdu olduğu gibi zaman içinde de kendine yurt edindiği bir dönem oluyor. Geçip giden zamanlar içinde kendimizi daha

29.10.2018
11 0 0

Çocuğum, özgürüm, kuş gibi kanatlıyım

Bir toplumu yaşatan, ayakta tutan, dayanıklı ve esen kıldığı varsayılan birtakım değerlerin periyodik olarak topluca, hep bir ağızdan haykırmakla ortaya çıkmadığı, bu şekilde hissiyatımızda istikrar kazanmadığı aklı başındaki herkesin malumu olmalı Esasen bir şeyleri yüksek sesle tekrar etmenin bir yöntem olarak işe yarayacağına da sadece otoriter

25.10.2018
11 0 0

Sanatçının bir foto muhabiri olarak portresi

Bir yıldız kaydı diyoruz, bir yaprak düştü diyoruz, eksildik, azaldık diyoruz ardında nice izler bırakan biri aramızdan ayrılıp ebediyete sefer ettiği zamanlarda. Çok alışılmış sözler olmasına rağmen gerçeği ifade eden bir yanı var yine de bu sözlerin. Ara Güler'in, hayatımızın fotoğrafında eksikliğini en çok hissedeceğimiz kişiliklerden biri olduğ

22.10.2018
16 0 0

Noktalı bulutlu

Serinlik yavaş yavaş üstümüze gelmeye başladı. Ardından soğuklar gelecek. İçimizi daraltan düşüncelerden sıcak rehavetlere kaçtığımız güzel günlerin sonu göründü. Camların ardına çekileceğiz yakında. Gökyüzüne yavaş yavaş bulutlar geliyor. Yeryüzüne kara gri karanlıklar...Tabiatı coşkularla mayalanmış yaz mevsimleri sadece gündüzleri uzatmıyor, hay

18.10.2018
9 0 0

Zevkler ve güdüler

Bir sergi salonunda sergilenen her bir özgün tablo gibi her insan da bir diğerine hiç benzemeyen renklere, biçimlere, nakışlara, zenginliklere sahiptir. Her insan dünya hayatında kendini, kendi insanlığını, kendine özgülüğünü, yani kendi yaradılışını temsil eder. Yaradılışta tekrar yoktur, her yaratılan biriciktir, özgündür, tektir. Dolayısıyla ins

15.10.2018
15 0 0

Kaideye tutunmak

Bugün olan bitene mesafemizi kısa tutarsak, her şeyi çok iyi görürüz mü zannediyoruz Orada gördüğümüz şey neyse, onda yaşadığımız her şeyin bir izahını bulabiliriz fikrine mi kapılıyoruz Oysa ki bugün olan yarına kalmadan silinip gidiyor. Yerine başka başka şeyler geliyor. Olan bitenin bu çılgın akışkanlığı gözleri, görüşleri esir alıyor. Yetmiyor,

11.10.2018
12 0 0