HürriyetErtuğrul Özkök24 Şubat 2021
Okunma: 3  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Ertuğrul Özkök
Ertuğrul Özkök
Ertuğrul Özkök
24 Şubat 2021
Dönekler ve hainler yeni bir sayfa açıyor

Şerefli bir "dönek", gururlu bir "hain" olarak yine sahalara dönüyorum.

Hem de iki yüksek yerden aldığım izinle...

Biri "devlet başkanı"ndan...

Öteki "patron"dan...

İkisi de bana "Döneklik ve hainlik artık bütün dünyada şerefli bir payedir. Çık göğsünü gere gerehalkın arasına gir" dediler.

Dün gece sabaha karşı cep telefonuma Deadline Hollywood haber sitesinden bir haber düştü.

ABD'nin eski başkanı Barack Obama ile ABD'nin en büyük rock şarkıcısı Bruce Springsteen Spotify üzerinden ortak bir podcast'e başladılar

Yani yaptıkları sohbetişarkı gibi Spotify üzerinden streaming olarak yayınlıyorlar.

Obama eski başkan.

Springsteen'in ABD'deki lakabı ise "Boss"...

Yani patron...

Ve yaptıkları ortak podcast'in adı "Renegades"...

Bu kelimenin iki anlamı var...

Biri "dönek"...

Öteki ise "hain"...

Şimdi ABD'nin iki çok saygın ismi bir araya geliyor ve yaptıklarıpodcast'in adını "Dönekler" veya "Hainler" olarak niteliyor.

Sabaha kadar niye böyle bir isim koyduklarını araştırdım.

Bulamayınca ABD'de pop kültür konularındaki en güvenilir danışmanım Oray Eğin'e sordum.

Hayret, o da bulamadı...

Buradaki "dönek" kelimesini kendileri için mi kullanıyorlar, yoksa eleştirdikleri kişiler için mi diye baktım...

Her ikisi de başka insanlara hemen dönek, hain lakabı takacak karakterde değil...

Oray "Renegade" kelimesinin bir de "başına buyruk", "farklı" gibi yan anlamları var dedi...

Anladığım şu...

Obama ve Springsteen, günümüz popülist diktatörlerinin, insanları karalamak için çok kolayca kullandığı bu iki kelimeyi, onların tahakkümünden kurtarıp komikleştirmek için kullanıyor.

Çok da iyi yapıyorlar...

O nedenle bu fotoğrafa iyi bakın....

Bu fotoğraf, bütün dünyada popülizme karşı başlayan yeni bir trendin habercisi...

Önüne gelen herkese "dönek", "hain" yaftası yapıştıranların işi artık daha zor olabilir.

SEVİYELİ MAGAZİN 1
1) NÜKHET DURU'YU GAZİNODAKİ İLK PROGRAMINDAN KİM KOVDURDU

ÖNCEKİ gece Nükhet Duru'yu anlatan "Duru Olmak" belgeselini seyrettim.

Filmin yönetmeni Mu Tunç'u tanıyorum.

Türkiye'nin ilk punk filmini yapan sinemacı.

"Arada" adlı filmini çok sevmiştim.

Nükhet Duru, filmin girişinde ilginç bir hatırasını anlattı.

Daha hiç sahneye çıkmadan önce, çok genç yaşta, bir gazinodan, Ajda Pekkan'ın altında sahne alması teklif edilmiş.

İlk gecesi çok başarılı olmuş.

Bir şarkısını istek üzerine 4 kere üst üste söylemiş.

Tabii böyle olunca program sarkmış...

Ve anında o kadrodan çıkarılmış.

Yani resmen kovulmuş...

Merak ettim, ilk sahnesinde onu kovan veya kovduran kimdi...

2) DURU BELGESELİ SAYESİNDE YENİDEN KEŞFETTİĞİM ŞARKI

NÜKHET Duru belgeseli büyük ölçüde onun geçen yıl yayınlanan"Hikâyesi Var" adlı düet albümünün kayıtlarına dayandırılmış.

Albüm ve film sayesinde Nükhet'in son zamanlarda dinlemediğim, Onno Tunç'un "Seninle" isimli harika şarkısını yeniden hatırladım.

Bu şarkının "Seninle kendime yenildim ben" dizesi beni her defasında kendimden geçiriyor.

SEVİYELİ MAGAZİN 2
3) ALİ KOCATEPE'YE SORDUM NEDEN ŞARKILARINI ÇEKTİN

NÜKHET Duru belgeselinde dikkatimi çeken bir sahne var.

Teoman'la birlikte bir şarkıyı kaydettikten sonra şarkı yayınlanmıyor. Parazitli bir sekanstan sonra şöyle bir yazı çıkıyor: "Şarkının bestecisi izin verip sonradan çektiği için yayınlayamıyoruz."

Nükhet Duru denince çoğumuzun aklına "Melankoli" ile "Ben Sana Vurgunum" gelir.

Her ikisi de Ali Kocatepe'nin şarkıları.

Merak edip dün sabah Ali'yi aradım.

Bana olayı başından itibaren anlattı, ama "Şu an bu konuda bir açıklama yapmak istemiyorum" dedi. Ancak daha sonra Hürriyet müzik yazarı Sinem Vural'a kırgınlığını anlattı.

Sonra aklıma geldi.

Ali albümün çıkışı
sırasında Sabah gazetesinden Özlem Avcı'ya durumu anlatmıştı.

Kısaca özetleyeyim.

4) İLK PLAĞINI YAPAN KİŞİ OLARAK ONA KIRILDIM

ALİ Kocatepe, Özlem Avcı'ya verdiği mülakatta, proje hakkında kendisine hiç bilgi verilmediği için kırgın olduğunu belirtip şunu söylemişti:

"Profesyonel çalışma arkadaşım da olsa, yılların dostu da olsa beni arayıp bu projeden bilgilendirmeliydi. Sanatçı hassasiyeti ile davranmalıydı. Bu durum biraz emrivaki oldu. Benim şarkılarım herkese açık, herkes şarkılarımı okuyabilir. Kendisiyle yıllara dayanan dostluğum ve ilk plağını yapan kişi olarak kırıldım.
1976 yılından beri bir dostluğumuz da
vardı. Ben de projesinde kendisi ile özdeşleşen şarkılarımı geri çekerek tepkimi gösterdim."

Anlayacağınız olay parasal değil, bir "kalp kırıklığı..."

Yanlış hatırlamıyorsam, ev arkadaşı Hıncal Uluç da Ali'ye hak veren bir yazı yazmıştı.

ALPAY POLEMİĞİ

BÜLENT ERSOY'U SEVİYORUM ZEKİ MÜREN'İ SEVMİYORUM

ALPAY İzmir yıllarımda dinlediğim,"Norma Mia" şarkısından beri sevdiğim bir sanatçı.

Ankara yıllarında da arkadaş olduk.

Zor bir adamdır, ama çok harbidir.

Hatta biraz da gereğinden fazla harbidir.

Dün aradı, "Yahudurup dururken Zeki Müren'e niye saydırıyorsun" dedim. Cevabı şu oldu:

"Ben sadece şunu söyledim. Zeki Müren'in söyleme biçimini sevmiyorum. Buna karşılık Bülent Ersoy'un şarkı söylemesini seviyorum. Ne var bunda, fikrimi söyleyemeyecek miyim"

ALPAY'IN KAHRAMANI 'KILLI BEBEK FETTAH'

Bu arada Alpay bir çizgi roman yayınladı.

Adı "Şarkıcı Fettah ve Görünmeyen Adam".

Öyle çizgi roman tarihine geçecek bir eser değil, amaCüneyt Arkın'ın kültyapıtı "Dünyayı Kurtaran Adam" kategorisinde kendine bir yer bulabilir. Çizgi romanın kahramanı Fatih Ürek'i andıran bir şarkıcı...

Doğuştaki en büyük özelliği çok kıllı olması.

Babası bebeği görünce endişelenip doktora soruyor:

"Doktor beyefendi bu ne lan böyle, kıl revan içinde"


Doktor da onu şöyle rahatlatıyor:

"Merak etmeyin efendim, sonradan dökülür..."

Kitabın sonunda Kıllı Bebek Fettah 450 milyon dolara Real Madrid'e transfer oluyor.

Alpay'ın çizgi roman konusundaki bu gizli kalmış yeteneği hakkındaki görüşüm ise şu:

"Keşke hep gizli kalsaymış..."

Ama yıllardır tanıdığım Alpay bu. Egosu ve cüreti hiçbir şeyin gizli kalmasına izin vermez.

Bana gelince...

Benhâlâ "Eylülde Gel" şarkısını söyleyen şahane Alpay'ı dinlemeyi tercih ediyorum.

BAHÇELİ, SİYASETTE KİMLERİN ÖZELEŞTİRİ YAPMASINI İSTİYOR

İTİRAF edeyim, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bir grup konuşmasını uzun süredir ilk defa tam metinden de okudum.

Bunun üç nedeni vardı.

Birincisi konuşmasının hemen girişinde söylediği şu cümleydi:

"Siyaset kurumunun teferruatlı bir özeleştiri yapması kanaatimce ahlaki sorumluluğudur."

İktidarı destekleyen blokta ilk defa "özeleştiri" kelimesini işitiyordum.

İkinci nedeni ise konuşmanın neredeyse tamamını gençliğe ayırmasıydı.

Üçüncüsü ise içinde bol bol WhatsApp, Twitter, Facebook, Google, Instagram, YouTube, resim beğenme,Zoom, Endüstri 4.0, 'Şeylerin İnterneti', yapay zekâ, büyük veri, bulut bilişim gibi yeni kavramlar geçmesiydi.

Muhalefete yine bildiğimiz eleştiriler vardı.

Ama konuşmada benim de altına imza atacağım bazı cümleler vardı ki, burada kayda geçirmeyi yararlı buluyorum.

ÖNEMLİ CÜMLELER

SADECE KENDİNİ HAKLI GÖRMEK KORKUNÇ VE TEHLİKELİ BİR KİBİRDİR

MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin konuşmasından şu cümleler dikkatimi çekti:

HAK VE ÖZGÜRLÜK: "Kabul etmek gerekir ki, hak ve özgürlük mücadelesi meşru ve hukuki sınırlar içerisinde insan onurunun ayrılmaz bir parçasıdır."

SLOGANCILIK: "Hayatı,'yaşasın ve kahrolsun'sloganları arasına sıkıştırmak bir bakıma özgürlük ve demokratik değerlerden vazgeçmek, insanca yaşama sırt çevirmek, dudak bükmektir."

NEFRET VE İDEOLOJİ: "İnsani niyet ve hevesler kör nefretlerin, karanlık ideolojilerin, kanlı hesapların emrine verilmemelidir."

HAK VE HUKUK: "Gençlerimize özellikle hatırlatmak isterim ki, haklı olmak en güçlü silahtır. Hukuka bağlılık hakkın yanında durmaktır."

KİBİR: "Sadece kendini haklı bulmak, hakikati gören sihirli bir göze sahip olduğunu sanmak, farklı düşünen diğerlerinin haksız olduğunu düşünmek korkunç ve tehlikeli
bir kibirdir."

X(".sharePop").click(function () {console.log('girdi...');mainShareContainer (".popDiv");if ((this).attr("id") "emailFromTop") {(mainShareContainer).appendTo(".epostaGonder");(".altOk").css("display", "none");if ((mainShareContainer).find("div.ustOkPop").length) {(".ustOkPop").css("display", "block")} else {("").appendTo(mainShareContainer)}} else {(mainShareContainer).appendTo(".arsivEkle");(".ustOkPop").css("display", "none");(".altOk").css("display", "block")}var m parseInt((this).attr("lpos"));var n parseInt((this).attr("tpos"));var l parseInt((this).attr("ph"));var k l 20;var g parseInt((this).attr("pw"));var h g 20;(mainShareContainer).css({ width: g "px", height: l "px", left: m "px", top: n "px" });(".popFull").css({ width: g "px", height: l "px" });(".kapatBut").css({ left: (h - 33) "px" });(".altOk").css({ left: ((h 2) 70) "px" });(".popFull").html("");('').appendTo((".popFull"));(mainShareContainer).show();return false});(".kapatBut").click(function () {(".popDiv").hide();});Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderimErtuğrul ÖZKÖK 23 Şubat 2021 1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet'in Mars "parodisiydi"...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz