HürriyetErtuğrul Özkök21 Şubat 2021
Okunma: 4  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Ertuğrul Özkök
Ertuğrul Özkök
Ertuğrul Özkök
21 Şubat 2021
Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Öncekigün bir streaming platforma konan yeni "cadı" filmi "Discovery of Witches" bir "ekinoks" günü başlıyor.

Ekinoks, her yıl gündüz ile gecenin eşit olduğu güne verilen isim.

Yılda iki ekinoks var...

Biri 21 Mart ilkbahar ekinoksu...

Öteki ise 23 Eylül sonbahar ekinoksu...

Sözünü ettiğim cadılar dizisi bir sonbahar ekinoks günü başlıyor.





Geçen yıl Amerika'da yayınlanan kitaplara baktığımda iki önemli trend görüyorum.

Biri cadılar...

Öteki ise astroloji, uzay ve yıldızlar...

Dior'un geçenlerde gösterime sokulan son "fashion videosuna" baktım...

Ana tema tarot falı ve yıldızlar.

Her tasarım şu isimlerle anlatılıyor:

Ölüm, Ay, Yıldız, Adalet, Aşk, Güç, Çarkıfelek, Güneş...

Dior'un yeni tasarım patronu Maria Grazia Chiuri bu yılın teması olarak bunu seçmiş.

2020 yılı sonunda izlediğim yıldız fallarının çoğu ekinoks üzerine yoğunlaşmıştı...

Bizim neslimiz dolunay üzerine yoğunlaşmıştı...

En kuvvetli hikâyemizin o gece yazıldığına inanılırdı.

Yani sıradan bir insanın "kurt adama" dönüştüğü gece...

Sıradan, küçük insanın vahşileşmesini görürdük dolunay gecelerinde...

O yıllardaki solcu kafamız burada aynı zamanda "küçük adamın" karanlık dönüşümünü görürdü.

Yani küçük insanın faşist bir canavara dönüşmesini...

Sonraki yıllarda dikkatimiz daha çok o küçük insanın "kurt adama dönüşümü" sırasında çektiği ıstırabı anlamaya yoğunlaştı.

Kurt adamı işte böyle akladık...

Şimdi sıra "cadıların" aklanmasında...

Geçen yıl Amerika'da cadılar üzerine birçok kitap yayınlandı.

Salem kentinde yakılan kadınların aslında "erkek egemen toplumda" ilk kadın başkaldırısı olduğu yolunda birçok yorum var.

Son üç yılda Türkiye'deki 8 Mart Kadınlar Günü yürüyüşlerinde kendini "cadı" olarak niteleyen kadınları ve pankartları daha sık görüyoruz.

Evet...

Galiba dolunay yüzyılını kapatıyoruz..

Şimdi Mayaların tapınaklarındaki tüylü yılanın bütünleştiği "ekinoks" yüzyılı açılıyor.

İLKBAHAR EKİNOKSU MU YOKSA SONBAHARINKİ Mİ

- BENİM için daha önemli ve etkili olanı ilkbahar ekinoksu...

Başkaları için ise sonbahar...

Ama ikisinin ortak yanı şu:

Karanlığın ve aydınlığın eşitlendiği gün o günler...

İlkbahar ekinoksu benim için Fikret Kızılok'un şarkısındaki o sözlerin miladı.

Her gecenin bir sabahı var...

İşte o nedenle İzmir'in hıdrellezi ve ilkbahar ekinoksunda daha iyi oluyorum.

Aydınlığın doğuşu yani...

DÜN MARS'TAN BİR İLKBAHAR EKİNOKSU GİBİ GELEN HABER

DÜN
bana en umut veren haberi Hürriyet'te Fatih Çekirge yazdı.

NASA geçen perşembe gecesi Mars'a "Perseverance" (Azim) adlı aracı indirirken, içinde 10 milyon insanın ismi varmış.

Bunlar NASA'nın internet sayfasından Mars'a hayali bir yolculuk için biniş kartı alan insanların isimleriymiş.

Dünyanın her yerinden 10 milyon insan biniş kartı almış.



Ve bu 10 milyon insanın 2.5 milyonu Türk'müş.

Amerika Birleşik Devletleri'nden biniş kartı alanlardan bile daha çok sayıları...

Bu haber bana Türkiye'de nasıl bir neslin geldiğini gösteriyor.

Yukarı, gökyüzüne bakan bir nesil bu...

Bana da bu umut veriyor...

YILDÖNÜMÜ
OSMAN HOCA'NIN 70 YAŞ TEORİSİNİN 20'NCİ YILI

GEÇEN cuma günü, 65 plus insanların hayatında çok önemli bir günün 20'nci yıldönümüydü.

10 Şubat 2001...




Osman Müftüoğlu, COVID-19'la yepyeni bir nüfus kategorisi haline getirilen "65 Plus" insanlar için umudun ilk müjdesinio gün Hürriyet'in bu manşetiyle vermişti.

"70 yaş artık yeni orta yaş..."

O gün 54 yaşındaydım ve bu sözler bana hiçbir şey ifade etmemişti. Yine de genel yayın yönetmeni olarak bir hissiyatım varmış ki bu sözü manşete çıkarmışım.

Osman Hoca bu sözü 17 yıl sonra bir kere daha söyledi.

Onunla Bodrum'da yaptığımız bir söyleşide 70 yaşın yeni orta yaş olduğunu tekrarladığı zaman bütün Türkiye'de olay oldu.

Çünkü aradan geçen bu sürede hepimiz yaşlandık ve bu cümle bizlere çok daha fazla şeyler anlatmaya başladı.

Evet bütün 65 plus yaş grubunun, hepimizin bu 20'nci umutgünümüz kutlu olsun

PSİKOLOJİ 1
BU SAHNEDE KURT COBAIN'E ARKADAN BAKTIM, NE GÖRDÜM

GEÇEN hafta bir streaming platforma "Last Days" (Son Günler) adlı film kondu.

Çok sevdiğim bir yönetmen olan Gus Van Sant'ın filmi...

Tanıtım yazısında "Blake" adlı bir gencin hikâyesi diye yazılıyor.




Sarı saçları yüzüne dökülmüş, uyuşturucu etkisi altında bir gencin neredeyse bir günlük hikâyesi gibiydi...

Filmin ilk çeyreğine gelince şüphelendim. Çünkü anlatılan gencin, Nirvana grubunun intihar eden gitarist ve solisti Kurt Cobain'e çok benzediğini fark ettim.

Nitekim sonunda da intihar etti.

Sonradan filmle ilgili yazıları okuduğumda bunun Kurt Cobain'in ölümünden esinlenerek yapıldığını öğrendim. Film intihar gibi çok trajik bir sahneyle bitiyor ama çok gariptir benim aklımda girişte, bu fotoğrafta gördüğünüz sahne kaldı.

Blake adlı genç adam bir nehrin kenarına gidiyor, soyunuyor ve sonra nehre işemeye başlıyor.

Film bittikten sonra uzun uzun düşündüm.

İkinci yazıda anlatayım.

PSİKOLOJİ 2
BENİM ÇOKTAN JÜBİLE YAPTIĞIM BİR YARIŞ BU

KURT Cobain, rock müziğin "27'ler Kulübü" denilen isimlerinden biri..

Yani Jimi Hendrix, Jim Morrison, Janis Joplin, Brian Jones gibi 27 ile 29 yaş arasında ölen müzisyenlerden.

Jim Morrison gibi o da edebi yazıları ile de beni çok etkilemişti.



Aklımda kalan o sahnede nehre işeyen Kurt Cobain de intihar ettiğinde 27 yaşındaydı.

O sahneyi seyreden bense 73 yaşımdayım.

Fark ettim ki Kurt Cobain artık benim hiç yapamadığım bir şeyi yapıyordu... Çok uzağa işiyordu...



O sahne beni küçüklüğüme döndürdü...

Kahramanlar Mahallesi'nde, Melez Çayı kenarında futbol oynayıp sonra dereye doğru uzağa işeme yarışı yaptığımız günler geldi aklıma...

İşte o artık benim asla yapamayacağım bir şeydi...

Vurduğum top artık uzağa gitmiyordu... Uzağa işeme yarışlarında ise jübilemi yapıp çoktan pistlere veda etmişim.



O gece düşündüm...

Bugün bir üniversitede psikoloji dersleri veriyor olsaydım, bir dersin tamamını bu sahneye ayırırdım.

Yani "Yaş ve algıda seçiciliğin evrimi"...

YENİ ŞARKILAR 1
SLOW SEVENLERE BİR İNGİLİZCE BİR İSPANYOLCA

Paul Carrack: "You're Not Alone" 1970-80'lerin sound'u ağır bir şarkı.

Yuri: "Donde Quedo Yo" Çok klasik tarzda İspanyolca bir şarkı. Her zaman dinlenir.

YENİ ŞARKILAR 2
BOB MARLEY HAYRANLARINA BİR VINTAGE REGGAE COVER




Bob MarleyThe Wailers, Tiwa Savage, Tropkillaz: "Jamming-Tropkillaz Remix. Tam vintage bir Bob Marley şarkısı. Ama o harika reggae ritmi daha da modernleştirilmiş.

YENİ ŞARKILAR 3
POP VE ROCK SEVENLERE BİR TÜRK İKİ DE YABANCI

Faruk Orakçı: "GO"Türk DJ'ler harikalar yaratmaya devam ediyor. Muhteşem bir ritim. Harika bir kayıt. Kulaklık ve yüksek sesle dinlemenizi tavsiye ederim.

BlankJones, David Harks: "Purple Sands"Klasik bir pop rock. İlk dinleyişte eski havası veriyor ama özlediğimiz bir tarz.




Taylor Swift:"Love Story" (Taylor's version)

YENİ ŞARKILAR 4
FREDDIE DE TOMMASO'DAN BİR HARİKA SINGLE DAHA

SİZE üç hafta önce tanıttığım İngiliz-İtalyan tenor Freddie de Tommaso ikinci sigle'ını da çıkardı.

Bu defa Francesco Paolo Tosti'nin "L'alba separa dalla luce lombra" (Transcr. Hazell) adlı parçasını okuyor.

Bu tenoru izlemeye devam edin.

Caruso'nun Napoli tarzının yeni bir versiyonu.


YENİ ŞARKILAR 5
HAFİF CAZIMSI VE SOUL'UMSU SEVENE

Emile-Claire Barlow David Blamires: "Music"Tam bir 70'ler vintage tadı.

- The Cooltrane Quartet, Eva St. Jones: "Dreams"

X(".sharePop").click(function () {console.log('girdi...');mainShareContainer (".popDiv");if ((this).attr("id") "emailFromTop") {(mainShareContainer).appendTo(".epostaGonder");(".altOk").css("display", "none");if ((mainShareContainer).find("div.ustOkPop").length) {(".ustOkPop").css("display", "block")} else