HürriyetErtuğrul Özkök07 Ocak 2021
Okunma: 2  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Ertuğrul Özkök
Ertuğrul Özkök
Ertuğrul Özkök
07 Ocak 2021
Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

Benim kült filmim "Big Lebowski"nin 3 bowlingci kahramanının yanında, bir de yan karakteri var...

Onun adı yok...

Sadece "The Stranger", yani "Yabancı" diye biliyoruz...

Arada bir bowling salonunun barında tek başına otururken görürüz onu...

Genellikle de Jeffrey Lebowski'ye ettiği büyük laflarıyla hatırlarız...

Mesela aklımdan hiç çıkmayan şu lafı:

"Bir ülkede bazen bir adam gelir ve..."

"Yabancı"kısa süre susar ve devam eder:

"Bazen iki adam gelir..."

Nedense her defasında aklımda daha çok bu ikinci cümle kalır...

Bir an o barda rahmetli Süleyman Demirel'in oturduğunu ve şunu söylediğini görürüm:

"Demokrasilerdeçareler tükenmez..."

İşte ondan aldığı cesaretle, yarım kalmış bu iki cümleyi hep benim şu muzır beynim tamamlar: "Bazenüç, beş kadın gelir ve..."

Geldiler de nitekim....

Bugün Yeni Zelanda'nın başında bir kadın başbakan var...

Jacinda Ardern...

Ülkesinin iki çok tehlikeli ve devasasorununu...

Cami bombalanması ve COVID pandemisini çok başarılı bir şekilde yönetti...

Almanya Başbakanı Angela Merkel...

Bugün dünya demokrasilerinintartışmasız bir numaralı lideri...

Finlandiya Başbakanı Sanna Marin...

Harikalar yaratıyor...

Norveç Başbakanı Erna Solberg...

Dünyanın en zengin vatandaşlarını huzur içinde yaşatıyor...

Bugün dünya genelinde 21 ülkede kadın devlet başkanı veya başbakanlar iktidarda...

Bunların 11'i Avrupa'da...

Yani demokrasileri yönetiyor...

Ve hiçbiri de Trump gibi seçimi kaybedince "Ben gitmem" diye mızıkçılık yapmıyor...

Evet, gelin şimdi hep birlikte,"bardaki yabancı"nın yarım kalmış cümlesini bir kere daha söyleyelim:

"Bazen bir ülkeye bir adam gelir..."

Atatürk gibi...

Ülkesine çağ atlatır...

Sonra bir gün bir adam daha gelir...

O da harika işler yapar...

Sonra üç-beş kadın gelir...

Ve demokrasilerde çareler hiç tükenmez...

Bu rejimin güzelliği de budur zaten... Seçimle gelen yine seçimle kalır...

Veya yine seçimle giderse...

Çareler hiç tükenmez...

Amerikan halkı şimdi "Bazen bir adam gelir" filminin son sahnesini izliyor.

Kazandığı seçimle gelip de, kaybettiği seçimle gitmek istemeyen süfli bir karakterin sefaletini...

SEVİYELİ MAGAZİN
650 MİLYON DOLARLIK ÜÇLÜ BİR 'SADAKATSİZ' SİTCOM'U

Vallahi kimse üzerine alınmasın ama "Memleketin bunca meselesi varken" ben yine "seviyeli magazin"e dalacağım...


Rus oligark Ferhad Ahmedov ve sevgilisi Rusya güzellik kraliçesi

Bugünlerde yakından izlediğim en harika sitcom, İngiltere'de Azeri bir ailenin üç üyesi arasında geçen gerçek bir boşanma hikâyesi.

Rusya'nın en büyük enerji şirketi Northgas'ın patronu Azeri asıllı Ferhad Ahmedov, karısı Tatiana Ahmedova ve oğulları Timur Ahmedov arasında geçen olayın bugüne kadarki ilk iki bölümünün özetişöyle...

İLK SEZON: EŞİM BENİ ALDATIYOR

Ferhad Ahmedov ve eşi Tatiana, karşılıklı olarak "Eşim beni aldatıyor" iddiasıyla mahkemeye başvurdular.

Her ikisi de Rus vatandaşı ama bütün oligarklar gibi paralarını Londra'da yedikleri için eşler orada yaşıyorlar.

Koca, davayı hâkimleri etkileyebileceğini düşündüğü Moskova'da açtı...

Karısı ise hâkimlerine daha çok güvendiği Londra'da...

İKİNCİ SEZON: ERKEK MOSKOVA KADIN LONDRA'DA BOŞANIYOR

Ferhad Ahmedov, "kendisini aldattığını" iddia ettiği karısına çok kızgın ve "Beş kuruş tazminat vermem" diyor.

Kocasının kendisini aldattığını iddia eden Tatiana ise "Bana bütün paranın yarısını vereceksin" diyor.

Peki sonuç ne

Sonuç tahmin ettiğiniz gibi...

Moskova mahkemesi boşadı ve tazminata gerek yok dedi...

Londra mahkemesi ise kocayı 650 milyon dolar tazminat ödemeye mahkûm etti.

ÜÇÜNCÜ SEZON: KOCAM BÜTÜN PARAYI OĞLUMUN ÜZERİNE YAPTI

Mahkeme faslı tamam ama şimdi bu gerçek sitcom'un üçüncü sezonu başlıyor.

Rus işadamı "Benim Londra'da tek kuruşum yok" deyip tazminat parasını ödemiyor.

Tatiana Ahmedova ise bu defa oğluna dönüp, "Babanın parası senin üzerinde, bu parayı sen ödeyeceksin" demeye başladı.

Bütün bunlar olup biterken Ferhad Ahmedov'un 500 milyon dolar değer biçilen mega ötesi yatı ise sakin sularda sahibini bekliyor...

17 YIL ÖNCE
'ZAMANIN RUHU'NUBİLİYORUZ MEĞER BİR DE RUHSUZLUĞU VARMIŞ

Bu fotoğraf 2003 yılının ağustos ayında Rusya'nın Karadeniz sahilindeki Soçi şehrinde çekildi.

Yer Rusya Devlet Başkanı Putin'in yazlık sarayı... Fotoğrafı çeken ise Kremlin Basın Sözcüsü Dmitri Peskov...

Putin'in etrafında 6 Türk gazetecisi var...

Soldan ayakta duranlar...

Cenk Başlamış (Milliyet Moskova temsilcisi), Mehmet Yılmaz (Milliyet Genel Yayın Yönetmeni), Mehmet Ali Birand (Milliyet yazarı ve 32'nci Gün yapımcısı), Putin, ben (Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni), Ergun Babahan (Sabah Genel Yayın Yönetmeni).

Önde diz çökmüş olan ise Hürriyet'in Moskova temsilcisi Nerdun Hacıoğlu...

Mehmet Yılmaz, Ergun Babahan ve kendigözlüklerime takıldım.....

Üçümüzünki de ince çerçeve.... 20'nci yüzyılın ilk yarısında Almanya'da muhafazakâr bir doktor veya Nazi partisinin sivil propaganda görevlisigibi bir havamız var...

Üzerimizdeki kostümler desendökülüyor...

Özellikle de ceketler...

Hepsi "zamanın ruhsuzluğu"...

Aradan geçen 17 yılda, yuvarlak çerçeveli gözlük yüzümüzü, slim fit ise bedenimizi kurtarmış...

Darısı hepimizin kafasına...

ERKEK PSİKOLOJİSİ
BÖYLE BİR KADIN TARAFINDAN ŞIMARTILMAK NASIL BİR DUYGUDUR

KENDİ payıma cevabımı hemen vereyim:

Bir kadını şımartmak da, onun tarafından şımartılmak da çok güzel bir şeydir... Ama isterseniz benim değil de büyük bir tenor Pavarotti'nin duygu dünyasına bakalım.

Digitürk Amerikalı yönetmen Ron Howard'ın yaptığı Pavarotti belgesellerini yayınlıyor.

2019 tarihli filmi çok sevdim. Sesinden tanıdığım Pavarotti'yi insan olarak da tanıdım...

Orada yıllarca asistanlığını üstlenmiş soprano Madelyn Renee ile yapılmış konuşmalar da var. Madelyn Renee Amerika'da Julliard mezunu bir soprano...

Öyle kariyeri parlak bir soprano değil.

Uzun yıllar Pavarotti'nin asistanlığını yaptı...

Kendisini şöyle anlatıyor: "Pavarotti ile çizgiyi nerede çekeceğinizi bilemezsiniz. O, benim için bir arkadaş, dost, öğretmen ve aşkımdı..."

Yani sevgilisi aynı zamanda... İşte o Pavarotti'nin kadınlar tarafından şımartılmayı çok sevdiğini söylüyor.

Filmden anladığım kadarı ile çok da güzel şım