SözcüEmin Çölaşan04 Nisan 2021
Okunma: 4  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Önceki Yazısı
Sonraki Yazısı
Emin Çölaşan
Emin Çölaşan
Emin Çölaşan
04 Nisan 2021
Faruk Bildirici'nin yeni kitabı

Sevgili okurlarım, bizim gazetecilik apayrı, çok değişik, içyüzü ve perde arkası hemen hiç bilinmeyen, ardında bir sürü sırları barındıran bir meslektir.

Bizim meslekteki gerçekler bazen sevindirici, bazen üzücü ve bazen de yüz kızartıcıdır.

Duyanlar ve öğrenenler haklı olarak hayret eder, "Olmaz bu kadar" demek zorunda kalır.

Bizim meslekte çoğu zaman çalışanlara baskı vardır.

İzleyiciler ve okurlar perde arkasında yaşananları, neler olup bittiğini pek bilmezler.

Bunun başlıca nedenlerinden biri, son dönemlerde birtakım iş adamı, tüccar patronların medya kuruluşlarına el atıp "Medya patronu" olmayı başarmış olmalarıdır.

Büyük paralar harcayıp medya kuruluşlarını satın alır ve sonra da emirleri altına giren gazete ve televizyon kanallarını kendi kişisel ya da siyasal tercihleri doğrultusunda yönetmeye başlarlar.

Bunun ikinci bir nedeni de tüccar patronların iktidar korkusudur.

Ya başıma iş açarlarsa, ya borçlarım ertelenmezse, yeni kredi alamazsam!...

Ben de 22 yıl boyunca hizmet verdiğim Hürriyet Gazetesi'nden bu gibi patron baskıları nedeniyle kovulmuştum.

"Onu yazma, bunu yazma, çok sert yazmışsın, bizim çizgilerimizi aşma, gazetenin çıkarlarını da biraz olsun düşün!"

Faruk Bildirici, Hürriyet Gazetesi tarafından okur temsilcisi (Ombudsman) olarak atanmıştı.

Görevi gazetede yer alan hata ve eksikleri bulmak, gerektiğinde bunları okurlar ve gazete yönetimiyle paylaşmaktı.

Bu görevi boyunca öyle olaylara tanık oldu, öyle olaylar yaşadı ki...

Bilenlerin yüzü kızarırdı...

Ben kovulmuştum...

Faruk'la ender de olsa bir araya geldiğimizde her zaman şunu söylerdim:

"Aman haa, ne yaşıyorsan, hangi olayları öğreniyorsan günü gününe not al. Seni nasıl olsa orada fazla tutmazlar, günü gelince kitap yaparsın..."

Hep aynı yanıtı alırdım:

"Her şeyi not alıyorum."

Aylar geçti, yıllar geçti...

Ve sendikalaşma sürecini başlatan nice gazetecilerle birlikte Faruk Bildirici'yi de kovmak zorunda kaldılar.

Yaşadıklarını şimdi kitap yaptı:

"Medyanın Ombudsmanı, Saray'ın Medyası. Hürriyet'teki Etik Kavgasının Bilinmeyenleri." (Ayrıntı Yayınları.)

Hürriyet Gazetesi'ni okuyup okumadığınızı bilemem...

Şu kadarını söyleyeyim, Hürriyet bir zamanlar Türk basınının amiral gemisi idi.

Hele rahmetli Erol Simavi'nin patronluğu döneminde Türkiye'nin tartışmasız bir numaralı gazetesi olmuştu.

Erol Bey sadece gazetecilik yapan bir patrondu.

İhalelere girip çıkmaz, basın dışında şirketler oluşturmazdı.

Ne kazanıyorsa sadece gazetecilikten kazanırdı.

Hürriyet saygınlığı olan bir gazete idi.

Ancak Erol Bey yaşlanıyordu. Gelecekte bu gazete ve dergilere sahip çıkacak bir yakını yoktu. Tek oğlu Sedat Simavi başka dünyaların insanıydı.

Gazetecilikle ilgisi yoktu, merakı da yoktu...

Ve gazeteyi iş adamı Aydın Doğan çok ucuza satın aldı.

Sonra o da yaşlanmaya başlayınca, medya grubunu iş adamı Erdoğan Demirören'e çok büyük paralarla sattı.

Faruk'un kitabında anlattığı, işte bu son iki patron döneminde yaşanmış olan olaylar, baskılar...

Kitabı okuyup öğrenince gerçekten şaşıracaksınız...

En azından ismini bildiğiniz, ya da bilmediğiniz bazı "gazetecilerin" marifetlerini, bu mesleğin etik kurallarını nasıl ayaklar altında çiğnediklerini bire bir göreceksiniz.

Bu kitap adeta bir macera romanı gibi.

Gazeteye çeşitli şirketler tarafından verilen ilanların sanki bir habermiş gibi okurlara yutturulması...

Paralı, çıkar