MilliyetDilara Koçak18 Kasım 2020
Okunma: 5  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Önceki Yazısı
Dilara Koçak
Dilara Koçak
Dilara Koçak
18 Kasım 2020
İklim biziz, değişeceğiz

Doğanın sizi beslemesine izin verin. Hava hasta, toprak hasta, su hasta yani gezegen hasta diye defalarca söylüyorum ve onlar iyi olamazsa bizim de iyi olamayacağımızı her fırsatta vurguluyorum. Doğayı korumak için bize kendisini hatırlatmasını beklemeden harekete geçmeliyiz. Çünkü toprak, hava, su, tüm canlılar yaşam kaynağımız. İklim değişikliğinin sadece çevre sorunu olmadığını anlamamız gerekiyor. Çünkü doğal yaşamdan barınmaya, gıdaya kadar birçok alanı tehdit ediyor. Bu nedenle İKLİM BİZİZ, DEĞİŞECEĞİZ!! Varoluşumuzu devam ettirmek için ihtiyacımız 1.5 derece. Bu nedenle, 5 yıl önce kabul edilen ülkelere önemli görev ve sorumluluklar getiren Paris Anlaşması şartlarının yerine getirilmesi büyük önem taşıyor.

1.5 derece ne anlama geliyor

Günümüzde küresel ortalama sıcaklıklar 19. yüzyılın sonlarına kıyasla 0.85 derece daha yüksek. Son otuz yıldan beri kaydedilen en sıcak yılları yaşıyoruz. İnsan kaynaklı emisyonların neden olduğu ısınma, yüzlerce hatta binlerce yıl etkisini sürdürecek. İklim krizi deniz seviyelerinin yükselmesi gibi önemli etkilere sebep olabiliyor.

Bilim insanları, Dünya'nın ortalama sıcaklığının endüstri öncesi dönemlere kıyasla 2 derece artmasını hayati bir eşik olarak tanımlıyor. Paris Anlaşması'nda küresel ısınmayı 1.5 dereceyle sınırlamaya çalışmanın, iklim değişikliğinin doğuracağı riskleri ve etkileri önemli ölçüde azaltacağı belirtiliyor. İklim krizinin önüne geçmek, ısınmayı 1.5 derecede tutmak için insan kaynaklı emisyonlar ve sera gazı salınımını azaltmayı herkesin benimsemesi gerek.

İklim Eylemi Haftası

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu (EUD) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye, İklim Diplomasi Haftası 2020 için birçok kampanya düzenleyerek farkındalık yaratmayı amaçlıyor. 19 Ekim 2020'de başlayan ve 21 Kasım 2020'ye kadar sürecek olan İklim Eylemi Haftası iletişim etkinlikleri devam ediyor, ben de bu etkinliklerin yakından takipçisi ve destekçisiyim. Geçtiğimiz haftalarda katıldığım İklim Değişikliği ve Tarım webinarında dinlediğim bazı notları size aktarmak istiyorum.

Son yıllarda birçok üründe ekim ve hasat döneminde kaymalar olduğunun altını çizen Yıldırım, fındık, zeytin ve daha birçok üründe hasat geçmiş yıllara göre neredeyse 1 ay daha geç olmaya başladığını söylüyor. Aşırı sıcağın Akdeniz bölgesinde erkenci mandalina ve limon çeşitlerinde hasara neden olduğu belirtiliyor. Antalya ve Mersin'de etkili olan fırtınanın seralarda tahribata neden olduğunu da ekliyor.

Beslenmeyle yakından ilişkili

Sağlığımızı korumak için obezitenin önüne geçmek gerektiğini birçok kez konuştuk. Kendiniz için obeziteden kurtulmanın yanında bir de gezegeni korumak için kilo vermeniz gerekiyor. İklim değişikliğinin etkileri giderek daha belirgin hale geldikçe, insanların gıda konusunda yaptığı seçimler artık her zamankinden daha fazla önem kazanıyor.

Pandemi süreci dolayısıyla giderek daha fazla insan evde yemek pişiriyor ve bu aslında iklim değişikliğiyle mücadele etmek için bir fırsat olabilir. Hem sağlığız hem de gezegen üzerinde daha olumlu bir etki yaratmak için bazı beslenme alışkanlıklarını benimsemek atmanız gereken en önemli adımlardan.

Kırmızı eti azaltın, kuru baklagillere yer açın

Kırmızı et ve hayvan tüketiminizi en aza indirmek veya azaltmak, iklim değişikliğiyle mücadelede en önemli ani etkiye sahip. Geçtiğimiz yıllarda Science dergisinde yayımlanan bir araştırma et içermeyen bir diyetin ser