Yeni AsyaCevher İlhan02 Nisan 2021
Okunma: 2  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Cevher İlhan
Cevher İlhan
Cevher İlhan
02 Nisan 2021
"Kapatma dâvâsı" daha baştan muallel
Anayasa Mahkemesi raportörünün usûlî eksiklikleri tesbitiyle Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nun, HDP'nin kapatılması istemiyle açılan dâvâda iddianameyi eksiklik olduğu gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına oybirliğiyle iadesi dâvânın hukukî değil siyasî olduğunu peşinen ele verdi.

Keza raporunda 687 HDP'li hakkında beş yıl siyasî yasak getirilmesi istenilen iddianamede 100 kişi için hiçbir emârenin olmaması, başta merhum Mir Dengir Fırat olmak üzere vefat eden üç isim için "siyasi yasak" istenmesi iddianamenin ne denli aceleye getirildiğini gösteriyor.

Gara operasyonunda bütün rehinelerin katli tartışmalarında İçişleri Bakanı'nın Meclis kürsüsünde ortaya attığı "bir milletvekilinin Gara'ya gittiği iddiası"nın boş çıkması dar.

Yine HDP'li olmayan Ahmet Şık, on altı daha önce ceza alıp tahliye edilen ve cezası AİHM'den dönen S. Süreyya Önder ve HDP'li olmayan başka şahıslar hakkındaki suçlamaların iddianamede yer alması da.

"ASLINDA PKK VE ÖCALAN İLE GÖRÜŞME YAPAN ERDOĞAN'DI"

Zira öncelikle iddianamede "kapatmaya gerekçe" gösterilen en çarpıcı kısım, HDP'lilerin başta Kandil olmak üzere terör örgütü kamplarına gidip terörist başlarıyla görüşmeleri olarak gösteriliyor.

Çarpıklıkların başında, AKP iktidarınca 10 Temmuz 2014 tarihli 6551 sayılı yasa ile 'çözüm süreci' kapsamında yurt içindeki ve yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri "çalışmalar"da İmralı, Kandil ve Avrupa'daki terör örgütü kampları arasında mekik dokuyup irtibat kuran "devlet görevlileri"nin hiçbir "hukukî, idari veya cezâî sorumluluklarının olmayacağı" teminatına karşı sözkonusu diyalog ve görüşmelerde aracılık yapan, AKP hükûmetinin taleplerini ulaştıran HDP'lilerin suçlanıp "partilerinin kapatılması"na gerekçe sayılması geliyor.

Kaldı ki sözkonusu yasaya sığınılarak terör örgütü elebaşlarıyla müzâkereleri yürüten, terörist başı ile elebaşlarının "mektup" ve "mesajları"nı taşıyıp kuryelik yapan "devlet ve istihbarat elemanlarının suçlu sayılmayıp cezalandırılmayacakları" yasal güvenceye alınırken HDP Eş Başkanı'nın "Her görüşme, devletin ve hükümetin bilgisi ve ricâsıyla yapılmıştır. İmralı'dan sonra Kandil'e gidip görüşmelerin sonuçlarını devlet ve hükümet heyetine döndüğümüzde aktarıyorduk. Devlet heyeti ise bu bilgileri biz İmralı'ya gitmeden Öcalan'a götürüyordu. Dönemin Başbakanı AKP Genel Başkanı Kandil'den getireceğimiz mektubu heyecanla bekliyordu" ikrarıyla siyasî iktidarın isteğiyle görüşmelerde bulunan HDP'lilerin cezalandırılmak istenmesi çifte standardı açıkça sırıtıyor.

CİDDÎ HANDİKAPLARLA ARIZALI

Bu hususta Demirtaş'ın "Aslında PKK ve Öcalan ile görüşme yapan biz değiliz, Erdoğan'ın kendisidir. Biz, görüşen taraflar arasında hem kolaylaştırıcı olduk, hem de görüşen taraflara kendi çözüm önerilerimizi sunduk. Ama ne Kandil'in, ne de İmralı'nın muhatabı biz değildik. Resmî muhatap Erdoğan ve hükümetin bizzat kendisiydi" ifadesi vakıayı deşifre ediyor.

Yine "Kaldı ki İmralı ve Kandil ile, Oslo ve İmralı çözüm süreçleri dışında, belki 10'dan fazla kez devlet ve hükümet görüşme süreçleri olmuştur. Bunların hiçbirinde ne HDP'nin dahli vardır ne de görüşmelerin içeriğine dair bilgisi. Yani HDP, 10'dan fazla çözüm arayışının sadece birine ve sonuncusuna dahil olmuştur. Ancak HDP'nin suçlanmasını da iki yüzlülük, ahlâksızlık ve ilkesizlik olarak