SabahCem Sancar15 Kasım 2020
Okunma: 5  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Cem Sancar
Cem Sancar
Cem Sancar
15 Kasım 2020
Kendini bilen haddini bilir

'Kendini bilen rabbini bilir' hadisinden havalanarak düşünüyoruz, düşünürüz... Ki bu söz antik dönem tapınaklarının alnında da yazılıydı: Kendini bil, kendini tanı! Anlıyoruz ki söz konusu hikmet insan yeryüzünde iki ayakla yürüdüğünden beri tekrarlanıp durmakta. Ta son peygamberin dilinde aşkla ballanana kadar... Kur'an kitabından aldığımız habere göre insanlığa 124 bin peygamber gönderildiğini düşünürsek, aynı hikmetlerin farklı coğrafyalarda, başka iklimlerde, başka dillerde söylendiğini de kestirebiliriz. Kendini bilmek, işe kendinden başlamak... Hatta sıkı heccavlar hicivlerinde idrak sahiplerini ikaz etmişlerdir. "Kendi bil kendini, bilmez isen kendini patlatırlar enseni!" Enseyi patlatmamak isteyenlerin müracaat ettikleri kaynak, seküler batıda felsefe ve psikolojidir, ki eksiktir. Bizde ise İslam irfanı da denen mahrem tasavvuf bilgisidir, ki mükemmeldir. Kişinin kendine yolculuğunun durakları, otobüs saatleri, köprü trafiği, deryalarda boğulmadan hangi vapurlara binileceği, yani pusulası, yol haritası mutasavvıfların eserlerinde gizlidir. Medeniyetin büyük bilgeleri bu sırrı fısıldayıp durmuş, o bilgelerin sesi kesildiğindeyse imparatorluklar küt diye duvara vurmuştur. İşte tam da o zaman "beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın!" hadisesi vuku bulmuştur... İlla ki ilim, bilim, kültür, fikir dediğimiz şey kendi karşıtını da bağrında yeşerterek var olmuş, Kadızadeliler, Ebussuud Efendi benzeri küpüne zararlı keskin sirkeler daima olmuştur. Fakat zaman yürümüş -çok şükür- rüzgâr esmiş, toprak savrulmuş, haddini hududunu, kim olduğunu, nereden geldiğini hatırlayan entelektüeller evliyanın önünde ceketlerini iliklemişler, saygıda kusur etmemeyi öğrenmişlerdir...

p style"text-align:center"

p style"text-align:center"

'Soğuk savaş' tipinde kalan entelektüellerin durumu derseniz, netamelidir. Kabarmış hindi misali üstten bakan, büzük dudaklı, gözlerinden öfke ve aşağılama saçan aydın tipinin yaldızı dökülmüştür. Dikiş yerleri pırtlamıştır, pırtlar... Şu sıra orada burada rast geldiğimiz böğürtülü TV profilleri, atarlı köşebentler, trolleşmiş şair takımı, menfaat memurluğunda masa sahibi taallukat ve holding tarikatları emin olun son zamanlarını yaşıyor. Halkı küçümseyen özet bilgi aristokratları, muhabbete ketçap sıkan geçergenler yakındır, Bitkinler Müzesi kontenjan listesindedirler... Denizlerimizden fışkıran enerji, küllerini savuran bir ülke, dünyaya konuşan bir devlet, hata ve eksiklerimize rağmen külliyen değişim ve yenilenmeye açılıyor. Bu açılıma yakışan bir kültürel atılım ondandır, avuçlarımızı yakıyor. Has kaynaklarımızı yeni Türkçemize, yeni kuşaklara kazandıran tercüme furyası, edebiyat sanat estetik alanında parlayan genç dimağlar ve her daim genç kalan erdem karıncaları kendi mazbut köşelerinde tıkır tıkır çalışıyor... Onların estirdiği fikriya