Yeni AsyaAli Ferşadoğlu17 Ekim 2020
Okunma: 5  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Ali Ferşadoğlu
Ali Ferşadoğlu
Ali Ferşadoğlu
17 Ekim 2020
Kur'ân, "Peygambere uyun" der
Sünnet ve hadîsin Kur'ân'daki yeri nedir "Yalnızca Kur'ân'ı dinleyelim, o bize yeter!" diyenlere Kur'ân ne diyor

Kur'ân'ın ilk ve en kapsamlı tefsiri hadis-i şerifler ve Sünnet-i Seniyye'dir. "Sünnet"in tanımına bunu apaçık ortaya koyar. Âlemlerin Hâlık-ı Kerîmi, Resul-i Ekrem'i (asm) bir açıklayıcı, bir müfessir olarak tayin ettiğini Kur'ân'da mealen şöyle beyan eder:

"Biz zikri, Kurân'ı sana indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni beyan edesin, açıklayasın. 1

Bu tefsir, özel ve genel bütün meseleler için geçerlidir. Kur'ân ona indirildiyse, elbette onu tefsir edecek olan da odur. Namaz, oruç, zekât, Hac gibi hükümlerin; şekil, vakit, sayı, miktar, şart, âdab ve diğer olması gereken maddelerin teferruatlı olarak açıklamasını o yapmıştır.

Meselâ Kur'ân, "Onun (kıyametin) şartları gelmiştir" 2 diye ferman eder. İşte Resul-i Ekrem (asm), çeşitli hadis-i şeriflerde "kıyamet âlâmetleri"ne "büyük ve küçük âlâmetler" diye işâret edip, bunları bir bir sıralayarak bu âyeti tefsir ettiği gibi, diğer bütün müteşabih âyetleri ve Kur'ân ahlâkını tefsir eder.

Demek hadis-i şerîf ve Sünnet-i Seniyye, şarttır, lüzumludur, gereklidir. Onu terk eden büyük hakikatlerden mahrum olur, kaybeder. Hafife alan hasâret sillesini yer; inkâr eden dalâlete düşer!

Kur'ân'ın ve Nebi'nin (asm) 'ahad' veya 'm