KararAlaattin Karaca12 Ekim 2020
Okunma: 3  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Alaattin Karaca
Alaattin Karaca
Alaattin Karaca
12 Ekim 2020
Elias Canetti hayat, ölüm, iktidar ve körleşme
İnsanın en güçlü tutkusu, 'hayatta kalma' isteğidir herhâlde. Sadece hayatta kalmak değil, daha uzun ve daha iyi yaşamak da Hayatta kalanın ölen karşısındaki ilk duygusu büyük bir acıdır, lâkin sonra içindeki 'ben' kabarır, ölene göre güçlü ve üstün olduğunu hisseder, yaşadığına sevinir. Çünkü o ayakta kalmış, ölen yıkılmıştır. O hâlde hayatta kalmak bir güç işaretidir. Bu tutku, kendini en bariz biçimde savaşlarda gösterir. Öldürmek, hayatta kalma arzusunun sonucudur; aynı zamanda gücün delili. Öldüren, bir bakıma gücün ve yenilmezliğin tadını alır, her öldürüş onu 'kahraman' kılar, her ölü göğsünde bir madalya! Yalnız kahraman değil, toplumda itibarı ve gücü de artmıştır. Hatta kimi inanışlarda öldürdüğü kişilerin gücünün ya da ruhunun ona geçtiğine inanılır. Kısaca kahraman, öldürdüğünce güçlenirp class"ResimAlt"Bu, artık Elias Canetti'nin dediği üzere sadece hayatta kalma hakkı olmaktan çıkmış, güç hırsına ve zafer hazzına dönüşmüştür. Galip gelerek hayatta kalmanın tadını alan kişi, artık gücün ve zaferin hazzına kapılır. Canetti'nin deyişiyle; "Hayatta kalmaktan aldığı zevk, gücünün çoğalışı oranında artar; gücü tutkusuna boyun eğmesini olanaklı kılar" (Sözcüklerin Bilinci, Çev. Ahmet Cemal, Sel Yay., 2017, s. 43).

p class"ResimAlt"Bu haz ve hırs, sonra öyle büyür ki, komutan ayakta kalabilmek ve tek adam olabilmek için buyruğundakileri dahi savaşçı kitlelere dönüştürür. Başkalarının ölümü, onun hayatta kalması içindir. Afrika'daki kimi topluluklarda bu iktidar ve tek adam olma tutkusu, kralların kendi çevresini dahi tehdit olarak algılayıp erkek çocuk sahibi olmayı yasaklamasına kadar varmıştır. Canetti'nin deyişiyle bu tam anlamıyla bir körleşme ve yalnızlaşmadır

p class"ResimAlt"Oysa iktidar, ancak sultana tâbi bir halkın bulunmasıyla değer kazanır. Nitekim Yunus Emre, bu gerçeği şöyle ifade ediyor:

p class"ResimAlt""Kul pâdişâhsız olmaz pâdişâh kulsuz degül

p class"ResimAlt"Pâdişâhı kim bileydi kul itmese yort savul"

p class"ResimAlt"Evet halk padişahsız, padişah da halksız olmaz. İktidar, ancak bu iki unsurla; hatta halkın "çekilin yoldan padişah geliyor" demesi; padişahın padişahlığını kabul, tasdik ve ilan etmesiyle meşruiyet kazanır.

p class"ResimAlt""Sözcüklerin Bilinci" adlı kitabındaki "Güç ve Hayatta Kalmak" başlıklı yazısında Canetti, tam da bu konuyu işler ve ibretamiz bir örnek verir. Şöyle:

p class"ResimAlt"14. yüzyılda Delhi Sultanı Muhammed Tuğlak, sarayının duvarından kendisine sürekli hakaret ve küfür içeren mektupların atılması üzerine şehirdeki tüm evleri satın alıp halkın şehri terk etmesini ister. Gitmeyen bir iki kişiyi de sürükleyip parçalayarak şehrin dışına atar. Delhi tamamen boşalır. Bir gece sultan bomboş şehre baktıktan sonra; "Şimdi artık içim rahat ve öfkem yatıştı" der. Bu cümle, insandaki iktidar hırsının; hayatta kalan tek insan olma içgüdüsünün körleşme boyutuna kadar varabildiğini gösterir. Sonradan sultan, halka Delhi'ye dönmesi için yazılı haber gönderse de -Yunus'un "Kul pâdişahsız olmaz pâdişâh kulsuz değil" mısraını idrak etmiş olmalı- çok az kişi dönmüş, şehir uzun süre boş kalmıştır.

p class"ResimAlt"İşte böyle, hayatta kalma içgüdüsü zamanla büyük bir hırsa dönüşebiliyor