Alaattin Karaca Tüm Yazıları

101 yazı (1 - 10 arası) listeleniyor

İyi roman bir girdaptır

Tolstoy'un "Kreutzer Sonat" (Zeplin Kitap, 2019)ını okuyan hemen herkesin ilk hissettiği şey, derin bir kalp ağrısıdır herhâlde. Çünkü aşka, sevgiye ve sadakate inanır, inanmak ister insan; ömür boyunca aradığı şeydir, birini saf ve tam bir teslimiyetle sevmek ve aynı şekilde sevilmek. Ruhunu, kendini büyük bir huzur, güven ve aşkla başka bir ruhta

17.02.2020
7 0 0

Şu hayalkârın bize yaptığı!

Hikâye, insanın doğduğundan beri ihtiyaç duyduğu bir gıda gibidir. Sanki bir bebek, açlıkla sızlar da, annesinin sütüyle sakinleşir, hatta sakinleşmekle kalmaz, gözlerini sonsuz bir rahatlıkla kapatır ve ağzının kıvrımında bir gülücükle olağanüstü bir rüyaya dalar ya Hikâye dinlemek şimdi okumak- de böyledir bence. Hikâye anlatıcısı, kimi kez içind

10.02.2020
4 0 0

Hepimiz bir Godot bekleriz

Hayat karşısında kendini iradesiz, çaresiz, savunmasız hisseden insanın 'varolmak'tan duyduğu azap, Beckett'in eserlerinin ana temasıdır. Kurguladığı karakterler, bu çaresizlik ve iradesizlikle sık sık hayatın 'saçma' ve 'anlamsız' olduğunu dile getirirler. Çünkü ne Tanrı'yı, ne hayatı, ne de varoluşlarını açıklayabilirler. Beckett, derin felsefî,

03.02.2020
6 0 0

VirginiaWoolf, kalabalık, parçalanma, çok seslilik

Kalabalık, evet kalabalık!.. I. Dünya Savaşı'nın hemen sonrası, bir Haziran sabahı, Londra. Otomobiller, otobüsler, parklar, vitrinler arasında başlayan bir hayat. Virginia Woolf'un "Mrs Dalloway"ında ilk dikkatimi çeken işte bu 'kalabalık'tı. Romanın başkahramanı Mrs. Dalloway'i daha ilk sayfada bu kalabalığın ortasında buluruz. Modern kentlerin e

27.01.2020
4 0 0

Yaşasın yeraltı!..

Dostoyevski'nin "Yeraltından Notlar"ı (Alter Yay., 2009), bazı yönlerden Camus'nün "Düşüş"üne benzer. Meselâ iki romanda da ana karakterler, okurla felsefi-psikolojik bir söyleşi yaparlar, ayrıca toplumdan kopuk, uyumsuz, huzursuz, felsefi ve psikolojik derinlikleri olan anti-kahramanlardır. Nitekim "Yeraltından Notlar"ın kahramanı da garip takıntı

20.01.2020
6 0 0

Akıntıya karşı yüzmek

Özgünlük, sanatın asıl niteliği ve amacıdır. Özgün olan, yeni ve doğurgandır, kendini de başkalarını da değiştirme gücüne sahiptir. Ama kolay değil! Çünkü insan, sosyal çevrenin, inanç, gelenek ve ideolojilerin etkisiyle anonim bir dil, kalıplaşmış imgeler ve mantıkla kuşatılır. Ayrıca zihnin bir kabulü bırakıp başka bir kabulü benimsemesi de olduk

13.01.2020
6 0 0

Katı olan her şey buharlaşıyor

Kurgu tekniği itibarıyla bir romandan çok roman kahramanının okurla yaptığı felsefî ve psikolojik bir söyleşi gibidir Luigi Pirandello'nun "Biri, Hiçbiri, Binlercesi" (Aylak Adam Kültür Sanat Yay., 2018) adlı eseri. Bu yönüyle Camus'nün "Düşüş"üne benziyor. Gerçek, kesin midir veya bakışa, algıya, zamana ve mekâna göre değişen bir şey midir İnsan,

06.01.2020
8 0 0

Evvel sen de yücelerden uçardın

Albert Camus'nün "Düşüş" adlı romanını okuduktan sonra Karacaoğlan'ın; "Evvel sen de yücelerden uçardın Şimdi enginlere indin mi gönül Derya, deniz, dağ, taş demez geçerdin Karadan menzilin aldın mı gönül" türküsü dolandı dilime. Ardından Yunus'un; "Ben ay'ımı yerde gördüm ne isterim gökyüzünde Benim yüzüm yerde gerek bana rahmet yerden yağar" dize

30.12.2019
10 0 0

Türk romanında eksik olan

Roman, bence edebiyatın insanı, çevresini, insanın kendisi, doğa ve tarihle olan ilişkisini anlatmaya en elverişli türüdür. Çünkü yazarın önünde bunları anlatabilecek hem yatay hem dikey geniş bir alan vardır. Bu geniş alanda istediğinde eksiltme ve özetleme, istediğinde detaylı tasvir ve tahliller yaparak, metin üzerinde serbestçe at koşturabilir.

23.12.2019
10 0 0

Beckett'in anti kahramanı Murphy

Beckett'in "Murphy" adlı romanı, "Hep aynı dünyanın üzerinde ışıldıyordu güneş, başka seçeneği yoktu çünkü." (s. 9) cümlesiyle başlar. Murphy de "sanki özgürmüş gibi", kendini korumaya çalışır güneşten. Dolayısıyla ne güneşin bir seçeneği vardır ne de dünyanın. Bir kısır döngüdür yaşamak, bir mahkûmiyet, bir katlanış, hatta ceza; tıpkı Sisyphos gib

16.12.2019
14 0 0