YeniçağAhmet Gürsoy03 Nisan 2021
Okunma: 3  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Ahmet Gürsoy
Ahmet Gürsoy
Ahmet Gürsoy
03 Nisan 2021
Milletvekilleri kime karşı sorumlu

Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, demokrasinin boğazını sıktıkça, feryatlar yükseliyor. Ülke boğuluyor. Ekonomide boğuluyor, işsizlikte boğuluyor, hak ve hukukta boğuluyor. En önemlisi de çare üretmesi gereken siyasetin bizzat kendisi toplumu boğuyor. Demokrasinin şah damarı hukuk ve onun meşruiyet kazandığı parlamentodur. Öyle değil mi Evet. Lakin hukuk üreten parlamento, kendi gerçekliğinin tersine işler yapıyor. Kanun teklifi muhalefetin oylarıyla reddedilince Meclis Başkanı yeniden oylanmasına karar veriyor. Bunun üzerine Davutoğlu: "İktidar, Anayasa ve Meclis İçtüzüğünü çiğneyerek teklifi yeniden oylatmak istedi. Meclis Başkanı da tamam dedi! Oldu olacak Anayasa Mahkemesi'ni de, TBMM'yi de kapatın! Canınız isteyince yayınlayın bir ferman olsun bitsin!" dedi. Davutoğlu neden böyle söylüyor anlayamıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde zaten ferman yayınlanıyor. Sadece adı değişik. Ona ferman demiyorlar da "CB. Kararnamesi" diyorlar. İşte bakın İstanbul Sözleşmesi'nden "çekildim" dedi tartışma başladı. Nasıl çekildi Bu, kanunla gelmemiş miydi Evet, ama Cumhurbaşkanlığı "çekildik" diyor. Al sana parlamentonun iradesi. Nereye koyacaksınız Cumhurbaşkanlığının üstüne mi altına mı Kim kimi ters yüz (baypas) edebilir Yetki kimde Bana sorarsanız Meclis'in iradesi bütün kurumların üstündedir. Burada da sorulması gereken soru şudur: Hangi meclisin Cevabı gayet açık: Özgür ve bağımsız karar alabilen meclisin. İçinde bulunduğumuz süreçte parlamento, millet adına özgür ve bağımsız karar alabiliyor mu Alamadığını hep birlikte görüyoruz. "Grup kararı", "Parti kararı" veya "Hükümet, genel başkan kararı" denildi mi, milletin kararı ortadan kalkıyor, yerine kimin isteğine göre karar veriliyorsa onun iradesi hüküm sürmüş oluyor. Bu bağlamda gerçek demokrasiyi arayanlar boşuna aramış oluyor. Türkiye'deki gibi, biri diğerinin zıddına karar vermeyi demokrasi sanan siyasetçiler olduğu sürece de siyaset, topluma huzur yerine huzursuzluk vermeye devam edecektir. Nitekim öyle olmuyor mu Hatırlasanıza "Çin zulmünü kınayalım" denildiğinde yıllardır milliyetçi-Turancı nutuk atanlar, "parti, lider, grup" -adına ne derseniz deyin- ellerini bir milim yukarı kaldıramıyor. Milletvekillerinin içinden geçenlerle yaptıkları arasında kocaman bir tezat var. "Yolsuzlukları soruşturalım"da da, gene aynısı. Peki, ülkede yolsuzluk yok mu Biz, milletvekillerini, genel başkanlara hizmet etsinler diye mi seçtik Hayır! Millete hizmet etmeleri, milletin menfaatini gözetm