Yeni AsyaAhmet Battal11 Ekim 2020
Okunma: 4  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Önceki Yazısı
Sonraki Yazısı
Ahmet Battal
Ahmet Battal
Ahmet Battal
11 Ekim 2020
Sanalın ve reelin gücü
İktisadî sistem ve sömürü düzeni ile ilgili serimizin son yazısında paranın ve kripto paranın geleceğine ilişkin belirsizliklerden bahsettik.

Konu aslında yapay zekâ ile de ilgili. Bilgisayarın bilgi işleyerek akıl yürütmesi ve insan eserine benzeyen fikir eserleri ortaya çıkarması gerçekten büyük bir devrim. Hele bir de "buluş" yapsa!

Hayatın tesadüfiliğine, sun'îliğine ve evrim denilen saçmalığa inananlar, sanal âlemdeki bu yeni hikâyeyi; binlerce ve belki milyonlarca yıl boyunca sadece kendisini tekrar ederek yaşarken sonra yavaş yavaş çevresindeki tabiatta bulunan canlıları, eserleri ve yenilikleri taklit edip geliştirdiğine ve diğer hayvanlardan bu yolla ve tesadüfen ayrıştığına inandıkları bugünkü insanın ortaya çıkışına benzetiyorlar.

(Hâlbuki hikâye tam tersini ispat ediyor: Yazılım varsa yazan vardır. Versiyon varsa ihtiyaç vardır. Tesadüfe tesadüf edilememiştir!)

"Nesnelerin interneti" deyimini ilk duyduğumuzda hepimiz ürkmüştük. Elbisemizdeki minik bir çipin dış ve iç sıcaklığı ölçüp bağlandığı ağ yardımıyla diğer bilgilerle de birleştirerek elbisemizi sıkılaştırıp gevşetmesi ve böylece konforumuzu "düşünüp" bizi rahatlatması elbette çok keyifli bir keşificat. Ama ya ipin ucu p. eline geçerse

Kripto paralar neticede bilmediğimiz ve kendisini gizleyen bir kişinin aklının ürünü. Anonimleşmiş olması, arkasında bir insan aklı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. İlk üretilen kripto paranın ve diğerlerinin, yazılım uzmanlarının "taklit edilemez" olduğunu söylediği şifrelerden oluşması, "o marka" paranın taklidi durumundaki diğer kripto para markalarının ortaya çıkmasını da engellemiyor.

İlk icatçının (aslında ilk kaşifin) ve çevresinin sayısal olarak avantajlı olduğu bu sistem, bir yönüyle altın madenini keşfedip işletenin ve "altına hücum" eden ve tatlı rüyalar peşinde hayatını mahvedenlerin hikâyesine ya da "hayal satışı" ve bunu yasaklamaya çalışan "Blue Sky Laws" tecrübesine benziyor.

Kripto paranın kâğıt paraya ve onu piyasadan çekerek onun işini gören sanal paradan (kaydî para-banka parasından) en önemli farkı bugünün devletlerine ihtiyaç duymaması. Millî para kavramının sahibi durumunda olan millî devletlerin ekonomik gücünü ve tahtını sarsması.

Ama devletlerin gücü sadece parasında değil ki. Hem "devletim" diyenlerin eli armut toplamadığına göre

Bir devletin düzeni, geleneği, silâhları ve ordusu gibi meselâ uluslar arası patent ofisinde patentlenmiş buluş sayısı da o devletin diğer devletler karşısındaki gücüne dahil.

Bir ülkedeki iktisadî varlığın ölçücü gücü durumunda olan millî parayı bir yönüyle güçten düşüren güçlü yabancı paraların ve bunların şimdilik- dünya ölçeğinde ölçücüsü durumunda olan doların yerine devletsiz kripto paralardan birinin