HaberturkAbdurrahman Yıldırım19 Kasım 2020
Okunma: 5  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım
19 Kasım 2020
Sadece yüksek faizle olur mu

Bugün TCMB'nin vereceği faiz kararı şimdiye kadar iyi bir fonksiyonu yerine getirdi. 9 Kasım'dan bu yana ki 10 gündür piyasaları tuttu, hatta sakinleştirdi. Hazine faizleri bile ikinci el piyasada gevşedi. TL karşısında rekor kıran dolar yüzde 10 kadar düştü. Borsa bir haftada dolar bazında yüzde 20 prim yaptı. Türkiye risk primi yüzde 22 düzeyinde geriledi. Daha ne olsun

FAİZ BEKLENTİSİYLE GELDİK BUGÜNE

-Çünkü göreve gelen yeni TCMB Başkanı Naci Ağbal acele etmedi, yazılı bir açıklamayla faiz kararı için bugüne randevu verdi. Ardından yaşanan gelişmeler de Ağbal'ın açıklamalarına destek oldu.

-Hemen herkes Merkez Bankası'nın faizi artıracağını tahmin ediyor. Oluşan pozitif tabloda bunun payı büyük. Ekim ayında beklenti yaratıp da yapılmayınca sonuçlarını gördük. Şimdi de aynı davranış aynı sonuçla karşılık bulur.

-Faiz artırılmasına artacak da ne için, ne kadar ve kimi etkilemek için yapılacak

-Piyasaların isteği 4-5 puan arasında toplanmış durumda. İstenen bu oran piyasaların işleyişini kolaylaştıracak bir orandır ama TCMB yapacak mı, bugün göreceğiz..

NİMETİ KİME, KÜLFETİ KİME

-Ancak faizin bir de külfeti var. Orada da zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan "Ben yatırımcımı faize ezdirmem" dedi. Siyasi bir söylem mi, bugün göreceğiz. Ama yükselen faiz oranlarının TL ile borçlanan, kaynak arayan, borçlarını yeniden yapılandıran reel sektöre ve bankalara belli bir yükü olacağı açık.

-Faiz artışının pozitif yansıyacağı taraf ise parasını TL ile değerlendiren kesim olacak.

-Faiz artışı döviz kurunu sakinleştirdiği ölçüde de, hem dövizle borçlanan şirketlere hem de enflasyon yoluyla tüm tüketicilere yarayabilir.

-Piyasalarla Ankara'nın üzerinde mutabık kalamadığı konu ise faiz oranlarının düzeyidir.

-Piyasalar her zaman faiz oranlarının düşüş eğiliminde olmasını ve bir kaydırak gibi aşağı süzülmesini ister ki, buradan para kazansın.

FAİZ KAYDIRAĞININ CAZİBESİ

- Ama böyle bir düzenek için önce faizlerin, düşüşü karşılayacak şekilde yükseltilmesi gerekir. Yani faizi düşürecek bir büyük marjın olması gerekir.

-Faizlerin düşüş eğiliminde olduğu dönemlerde yabancı sermaye girişleri de artar.

-Çünkü faiz yüksektir ve düşüş başlamıştır. Bir kere pazara yüksek bir faiz oranından yararlanmak için girmiş olurlar.

-İkincisi faizler düşerken faiz geliri yanında bir sermaye kazancı elde ederler.

-Üçüncüsü de bizzat kendilerinin ülkeye döviz getirmesinin de bir sonucu olarak ulusal paranın değerleneceğini bilirler.

-Yabancılar sonunda elde ettikleri kazancı yine dövize çevirip dışarı çıkartacaklarından ve faizlerin düşüş döneminde genellikle döviz kuru düşüşte olduğundan, dövizi de daha ucuzdan alma şansına kavuşurlar. Yani yabancılar böyle bir ortamda hem faizden hem de döviz kurunun düşüşünden olmak üzere çifte kazanç elde eder. Eğer şansları iyi giderse.

TÜRKİYE'YE DÖNERLER Mİ

-Buradan gelelim bugünkü faiz artırımına. Faizi 4-5 puan diyelim artırdık diye, yabancılar ikna olup kayda değer biçimde yeniden Türkiye piyasasına dönerler mi

-Malum 2018'in ortasından itibaren tersine bir sermaye akımı oluyor. Hatta yabancılar için bir piyasaya girişin en cazip olduğu dönem, faiz düşüşünün başladığı dönemdir. Buradan çifte kazanç elde etmeleri mümkün ve kolaydır. Yeter ki kaydırağı kaçırma.

-Dolayısıyla yabancılar için Türkiye'ye gelmenin en ideal zamanı değil. En iyi zaman faiz düşüşünün başlayacağı veya başladığı zamandır.

-Peki geçen yılın temmuz ayında başlayan ve bu yılın mayıs ayında son bulan faiz düşüşünde yabancılar ne yaptı Para mı getirdiler para mı götürdüler

-Bu yılın ocak ayında korona virüs başladığı için, dikkate almayalım. Çünkü gelişmekte olan ülkelerden pandemi nedeniyle zaten sermaye çıktı. Türkiye'den de 13.1 milyar dolarlık net sermaye çıkışı oldu.

GEÇEN YIL NİYE GELMEDİLER

-Bunun için yabancılar açısından asıl cazip dönem olan geçen yılın ikinci yarısında ne yaptıklarına bakmak gerekir. Faizler 24 Temmuz 2019'da düşürülmeye başlandı. 24 Temmuz haftasından yıl sonuna kadar olan dönemde yabancılar hisse senedi, devlet iç borçlanma senedi ve özel sekt