HürriyetAbdulkadir Selvi12 Ocak 2021
Okunma: 4  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Sonraki Yazısı
Abdulkadir Selvi
Abdulkadir Selvi
Abdulkadir Selvi
12 Ocak 2021
Erdoğan'ın sosyal medya talimatı

WhatsApp'ın dayattığı sözleşme beni iki açıdan rahatsız etti. Biri, özel hayata ilişkin bilgilerimizin Facebook'la paylaşılacak olması, ikincisi ise AB üyesi ülkeler bu sözleşmeden muaf tutulurken Türkiye'ye ikinci sınıf ülke muamelesi yapılmak istenmesi.

WhatsApp'ın uygulaması hepimizi karar almaya zorlarken, sosyal medya ile siyaset ilişkisine bakmak istedim. Ha, bir de sosyal medya konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın değerlendirmesi var. Sosyal medya, özellikle algı yönetiminde etkin bir şekilde kullanılıyor. Bu durum siyasetin de sosyal medyaya daha çok ilgi duymasına yol açıyor.

Peki hangi parti hangi sosyal medya platformunu tercih ediyor Hilmi Daşdemir'in başkanı olduğu Optimar'ın bu konuda bir anketi var. Tek eksiği TikTok olan anketi paylaşıyorum.

PARTİLERE GÖRE SOSYAL MEDYA

AK Partililer Facebook'cu, CHP'liler Twitter'cı, MHP'nin önceliği ise Facebook. HDP'liler ise ezici bir çoğunlukla Twitter'cı. İYİ Partililerin tercihi ise Facebook. AK Parti ve İYİ Partililerin ikinci tercihi Twitter'dan yana. CHP, MHP ve HDP'liler ikinci sırada Instagram diyor.

Tabii siyaset de sosyal medyaya ilgisiz değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Twitter'daki takipçi sayısı 8 milyon 250 bin. Kılıçdaroğlu'nun ise 7 milyon 304 bin takipçisi var. Bahçeli'nin takipçi sayısı 5 milyon 459 bin olurken, Akşener'i 4 milyon 267 bin kişi takip ediyor.

CİNSİYETE GÖRE

Kadınlar daha çok Instagram'ı tercih ediyor. Gençlerin seçimi de o yönde. Erkekler ise Facebook ve Twitter'ı etkin bir şekilde kullanıyor. YouTube'da ise kadınlar ve erkekler eşit seviyede yer alıyor.

SOSYAL MEDYA İÇİN NE DEDİ

Sosyal medya gençler ve kadınlar üzerinde daha çok etkili oluyor. Siyasette sosyal medya bir gerçek ama her şey değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti MYK'da sosyal medyayla ilgili bir tartışma üzerine, "Sosyal medya önemli ama aynı zamanda çok şişirme bir şeydir. Bizim partililerimizle, üyelerimizle, halkla doğrudan temasa önem vermemiz lazım" diyor. Ardından da ekliyor: "Ruberu, yani yüz yüze görüşme."

KILIÇDAROĞLU, ERDOĞAN'A MI MİLLİ İRADEYE Mİ 'SÖZDE' DEDİ

ÖZAL Cumhurbaşkanı'ydı. Birinci Körfez Savaşı sırasında Türkiye'nin Amerika ile birlikte savaşa girmesini savunuyordu. Demirel o zaman muhalefet lideriydi. Türkiye'nin, ABD ile birlikte Irak'ta savaşa girmesine şiddetle karşı çıkıyordu. DYP grubunda kürsüye çıktı. "Çankaya, hıyanet ve dalalet içindedir" dedi. Hemen telefonlara koşup bu haberi flaş olarak geçtik. Özal, Demirel hakkında 50 bin liralık tazminat davası açtı. Demirel bu arada Başbakan oldu. Mahkeme 11 Nisan 1992 tarihinde sonuçlandı. Özal, Başbakan'ı, tazminata mahkûm ettiren ilk cumhurbaşkanı oldu. Mahkeme Demirel'i 10 bin lira tazminat ödemeye mahkûm etti. Biz bunun üzerine hemen Demirel'e koştuk. "Ne diyeceksiniz" diye sorduk. Demirel, "Mahkemenin bu kararından memnunum" dedi. Şaşırmıştık. "Mahkeme Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın hıyanet ve dalalet içinde olmadığını tescil etmiştir" diye konuştu.

DEMİREL'DEN DEVLET ADAMLIĞI DERSİ

12 Eylül'de yasaklı olduğu dönemlerde yabancı heyetler Demirel'i ziyarete geliyordu. Demirel, onlarla görüşmelerinin notlarını tutturup, "Devletimin arşivinde yer alsın" diyerek Dışişleri Bakanlığı'na gönderiyordu. Demirel'i yurtdışına davet ediyorlar ama o gitmiyordu. Sorulduğunda da "Ne diyeceğim. Devletimi mi şikâyet edeceğim" karşılığını veriyordu.

Devlet adamlığı buydu. O nedenle altı kez giden Demirel'i bu millet yedi kez başbakan yaptı.

BAYKAL'IN ERDOĞAN'A ÖNERİSİ

Ermeni diyasporası harekete geçmiş, dünya parlamentolarından Türkiye aleyhine sözde soykırım kararları çıkarmaya çalışıyordu. 1915 olaylarının yüzüncü yılı öncesinde dünya kamuoyunu Türkiye'nin aleyhine çevirmenin peşindeydi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'dan randevu istedi. Erdoğan, hemen randevu verdi. Baykal görüşmeye CHP milletvekilleri Şükrü Elekdağ ve Onur Öymen'le birlikte geldi. Görüşmede hükümet kanadından Başbakan Erdoğan'la birlikte Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Adalet Bakanı Cemil Çiçek yer aldı. Baykal, Ermeni diyasporasının parlamentolardan karar çıkarmaya çalıştığına işaret ederek, "Biz de iktidar ve muhalefet bir araya gelip, Meclis'imizden ortak bir bildiri yayınlayalım. Sözde Ermeni soykırım iddialarına karşı meydan okuyalım" dedi. Erdoğan bu öneriden çok memnun oldu. Baykal'a teşekkür etti. Meclis'ten dünyaya ortak bir bildiri yayınlandı.

BAYKAL'I İKİ BAKAN ZİYARET ETTİ

AİHM, 25 Mayıs 2005 tarihinde Öcalan'la ilgili olarak "Yeniden yargılansın" kararı verdi. Türkiye'nin karara uyup uymaması konusunda ciddi bir tartışma başladı. Bugün Demirtaş kararında yaşandığı gibi.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bilgisi dahilinde Oran'daki evinde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı ziyaret ettiler. Baykal, iki bakana sıcak bir ev sahipliği yaptı. Kendisine verilen bilgileri dinledi. "Ben bu konuyu katiyen iç politika malzemesi olarak kullanmam" dedi. Dediğini de yaptı. Tereyağından kıl çeker gibi bu sorun çözüldü. Türkiye Öcalan'ı dosya üzerinden yargıladı.

Tüm bunları neden aktardığımı tahmin etmişsinizdir. Muhalefet liderliği ile devlet adamlığı farklı kavramlar. Bugünün muhalefet lideri, yarının iktidar adayıdır. Ama bunun için millete güven vermesi gerekir. Peki Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'na "sözde Cumhurbaşkanı" diyerek nasıl güven verilecek

ÇİRKİN İFADE

Söz konusu Erdoğan'a hakaret olunca CHP Lideri Kılıçdaroğlu her defasında kendini aşmayı başarıyor. Biz aslı, esası olmayana "sözde" deriz. "Sözde Ermeni soykırımı iddiaları" gibi. "Sözde terör örgütü sözcüsü" gibi. Ama