Yeni AsyaAbdülbaki Çimiç23 Şubat 2021
Okunma: 8  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Abdülbaki Çimiç
Abdülbaki Çimiç
Abdülbaki Çimiç
23 Şubat 2021
Bediüzzaman ve Derviş Vahdetî
Bediüzzaman'ın Hayatı'ndan Tesbitler (74)

Derviş Vahdetî, 1869'da Lefkoşa'da doğmuş, 19 Temmuz 1909'da İstanbul'da 31 Mart Hâdisesi sebebiyle yakalanıp yargılandığı mahkemece, 25 Haziran 1909'da idama mahkûm edilip 19 Temmuz 1909'da Ayasofya Meydanı'nda idam edilmiştir. Asıl adı Derviş'tir. Vahdetî mahlâsını yazılarında kullanmıştır. "Derviş Vahdetî'nin babası pabuççu esnafından Kıbrıslı Mahmut Ağa'dır. Nakşî Tarikatı'na mensup olan Vahdetî, 20 yaşlarında İstanbul'a gelmiştir. Burada iki ay kadar kaldıktan sonra tekrar Kıbrıs'a dönmüş. Meşrûtiyetin ilânından sonra tekrar İstanbul'a gelen Derviş, 10 Kasım 1908 tarihinden itibaren "Volkan" isimli bir gazete çıkarmaya başlar. Aşırı hareketlerini önlemek, doğru ve mutedil bir ortama çekmek için Bediüzzaman, zaman zaman onu ikaz etmiştir. Bediüzzaman, Vahdetî'nin gazetesi olan Volkan'da onu ikaz eden, ona yol gösteren yazılar yazmıştır.

Volkan Gazetesi'nin sahibi Derviş Vahdetî, 31 Mart olayları öncesinde meydana gelen bazı olayların kurbanı olan bir kişidir. Dönemin fikir ve düşünce adamlarından biridir. Toplumun maddî ve mânevî anlamda ilerlemesini sağlayacak konuları yazma ve açıklama gayretinde bulunmuştur. Güncel olayların, din ve vicdan hürriyetine bağlı kalınarak çözümlenmesinin gereği üzerinde durmuştur. Bazı konularda aşırıya kaçan yazılar yazmış ise de, genellikle toplumun her kesimine yer verme imkânını da sağlamıştır. Anayasa ve kanunlara bağlı bir çizgide seyir izlemiştir. Kendisine, köktenci, radikal, mürteci, meşrûtiyet muhalifi ve İngiliz ajanı gibi yaftalar yapıştırılmak istenmişse de, son yapılan araştırmalarda bu suçlamaların gerçek olmadığı görülmüştür. 1

Derviş Vahdetî, kânunlar çerçevesinde hareket edilmesini istemiş, İttihad ve Terakki Cem'iyyeti'nin istibdat ve hukuk dışı faaliyetlerine karşı gelmişti. Her zaman onları tenkit etmekten geri durmamıştı. İttihad ve Terakki Cem'iyyeti mensupları, İttihad-ı Muhammedî (asm) Cem'iyyeti'ni gericilik ve irtica ile damgalamaya çalışıyordu. Aşırı ve fanatik yazılar yazmakla dikkatleri üzerine çekmişti. İttihad-ı Muhammedî (asm) Cem'iyyeti'nin yayın organı olan Vahdet'in sahibi ve başyazarı olması sebebiyle bütün gözler onun üzerindeydi. 31 Mart olayının baş aktörü olarak kabul edilmiş ve sonuçta bedelini idam edilerek ödemiştir.

Bediüzzaman, kendisini birçok defa uyarmış ve itidal ölçüleri içerisinde hareket etmesini öğütlemişti. Aşırı yazılar yazmamasını istemişti. Yazılarında belli bir çizgiyi aşmamasını söylemişti. İsyanın ikinci gününde Vahdet Gazetesi'nde yayınladığı "Lemeân-ı Hakîkat ve İzale-i Şübehât" (Gerçeklerin Işığı Altında Şüphelerin Giderilmesi) adlı makalede ona uyarılarını yapmıştı. Derviş Vahdetî, Bediüzzaman'ın tavsiyelerine uymadı. Yine Bediüzzaman'ın söylemi ile "Dinde hassas, muhakeme-i akliyede noksan" bir kişi olduğundan idam edilmişti. 2

"Edipler Edepli Olmalı"

2 Nisan 1325 (15 Nisan 1909) tarihli, Volkan Gazetesi'nin 105. sayısında "Leme'an-ı Hakîkat ve İzâle-i Şübehât" başlıklı makalesinin sonunda Bediüzzaman'ın Derviş Vahdetî'ye şöyle hitab ettiği görülür: "Biraderim Derviş Vahdetî Bey'e 3: Edipler edepli olmalıdırlar. Hem de edeb-i İslâmiye ile müteeddib olmalıdırlar. Matbuat nizamnamesini vicdanlarındaki hiss-i diyanet tanzim etsin.

Zira, bu inkılâb-ı şer'iye gösterdi ki, umum vicdanlarda hükümferma nure'n-nur olan hamiyet-i İslâmiyedir. Hem de anlaşıldı ki, İttihad-ı İslâm 4, umum askere ve umum ehl-i imana şâmildir. Hariç kimse yoktur." 5

İttihâd-ı Muhammedî (asm) Cem'iyeti'nin Volkan'la olan münasebetinin zaidliğini söyleyen bir suale, Bediüzzaman şöyle cevap vermiştir:

Vehim: Volkan'la nedir bu kadar münasebet, İttihâd-ı Muhammedî (asm) bununla ne hizmet görecek

İrşad: Din nasihattan ibarettir. Nasihatta te'sir lâzımdır. Te'sir de hamiyet-i İslâmiyenin heyecanı ve vicdanların ihtisasine vabestedir. Biz de cazibedar olan Unvan-ı İttihâd-ı Muhammedî (asm) ile herkesin vicdanına karşı bir pencere açıyoruz. Volkan gibi ceraid-i diniye ile nasayih-i diniyeyi o mütehassis ve müteheyyiç vicdanlara yağdırmak istiyoruz. Bu teşebbüsata mani' olanlara deriz ki: Şems ve kamerin ziya ve nurundan tevellüd eden bazı mazarrat-ı cüziye için tulu'larına muhalefete kalkışan mecnunlar gibi; şeriat-ı garra ve ma'kesi olan İttihâd-ı Muhammedî (asm) bazı cüz'î ağrazların karışması ile tecellilerine mani' oluyorsunuz. Bir mazarrat-ı cüz'î için, menfaat-ı umûmîye-i âlem ihmal olunmaz." 6

Bediüzzaman'ın bu cevabından anlaşılan şudur: "Volkan Gazetesi" doğrudan doğuya İttihâd-ı Muhammedî (asm) Cem'iyyeti adına kurulmuş bir gazete değildir. Belki evvelce kurulmuş, din adına bazı makaleler neşreden veya o kılıkta görünen bir gazete iken, sonra İttihâd-ı Muhammedî (asm) Cem'iyyeti teşkil edilince, gelmiş ona yanaşmıştır. Yine Bediüzzaman'ın cevabında "Volkan" gibi ceraid-i diniye (dinî gazeteler) ile nasayih-i diniyeyi (dinî nasihatleri) o mütehassis (hisli) ve müteheyyiç (heyecanlı) vicdanlara yağdırmak istiyoruz." 7 ifadesiyle, Volkan ve benzeri bazı dinî gazetelerle dine ait nasihatleri yaymaktan gayrı, İttihâd-ı Muhammedî'nin (asm) o gibi gazetelerle bir ilgisi yoktur demektedir. Ayrıca da "Volkan" ve benzeri gazetelerin kendilerine ait bazı art niyet ve garazları olsa dahi, İttihâd-ı Muhammedî'ye (asm) bulaşmaz ve "Küçük bir zararın mülâhazasıyla âlemin umûmî menfaati ihmal olunmaz." şeklindeki ifade tarzıyla bu mevzua daha da açıklık getirmiştir.

Hülâsa: İttihad-ı Muhammedî'nin (asm), do