MilliyetAbbas Güçlü22 Kasım 2020
Okunma: 10  
Oylama:  
 0
 0
 Oy Verebilirsiniz
Abbas Güçlü
Abbas Güçlü
Abbas Güçlü
22 Kasım 2020
TÜBA, Türkiye Bilim Raporu'nu yayımladı

Chicago Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ufuk Akçiğit ve Dr. Elif Özcan Tok tarafından hazırlanan ve Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından yayımlanan Türkiye Bilim Raporu, bu alanda şimdiye kadar yapılan en kapsamlı yayın olma özelliğini taşıyor.

Türkiye'deki üniversite ve akademisyenlerin dünü, bugünü ve geleceğine ilişkin önemli veriler sunuyor.

TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, "Türkiye'nin bilimsel kapasitesinin geliştirilmesi, bilim insanlarımızın niteliğinin artırılması ve uluslararası akademi arenasında ülkemizin konumunun iyileştirilmesi, sorunların doğru tespiti ve doğru yol haritası oluşturmak ile mümkün olacak" derken, Prof. Akçiğit ve Dr. Özcan Tok da "Rapor, Türkiye'deki akademik ve bilimsel ortamın her yönüyle detaylı resmini çekmeyi, uluslararası karşılaştırmalarını yapmayı, eksiklerini ortaya koymayı ve bu doğrultuda çözüm önerileri geliştirmeyi hedefliyor" dedi.

Kırılma var!

İşte rapordan bazı tespitler:

Ülkelerin refah ve zenginliği bilimsel faaliyet kapasiteleriyle orantılı. Yüksek bilimsel kapasitesi olan ülkelerin refah düzeyi de yüksek. Devletin bu alana yönelerek gerekli düzenlemeleri yapması ve yeterli kaynak ayırması gerekiyor.

Yapılan düzenlemelerin de etkisiyle, ülkemizde bilimsel yayınlarda hem nicelik hem de nitelik olarak artış var ama nitelik artışı yavaş seyrediyor, bu alana eğilmek lazım.

Tüm dünyada olduğu gibi, teşvikler azaldığı için akademik yaş ilerledikçe, özellikle doçentlikten itibaren, yayın performansı düşüyor.

Vakıf üniversitelerindeki araştırmacıların yayın performansları devlet üniversitelerinden daha iyi. Bunun hem sebebi hem de sonucu olarak, yayın potansiyeli daha yüksek olan devlet üniversitelerindeki araştırmacılar vakıf üniversitelerine, yayın performansı düşük olanlar da tersine vakıf üniversitelerinden devlet üniversitelerine geçme eğiliminde.

Eski üniversitelerin performansı yenilere göre daha iyi ve akademik birimi kuran "çekirdek ekibin" yayın performansı üniversitenin yayın performansını da etkiliyor.

Yükseköğretimde okullaşma artıyor, bu amaçla üniversite sayısı ve kontenjanları sürekli artıyor ama aynı oranda öğretim elemanı veya araştırmacı sayısının artmaması kalitede kayıp olarak kendini gösteriyor.

Öğretim üyesi başına düşen lisans öğrenci sayısı arttıkça, kısıtlı zaman araştırma ve eğitim arasında paylaşıldığı için araştırma verimi düşüyor. Bu sebeple de, yeni kurulan üniversiteler ön lisans ve lisans öğrencisi ağırlıklı eğitim yaptıkları için dezavantajlı.

Kaliteyi alınan atıflarla ölçersek, genelde ortak yazarlı yayınların kalitesi daha iyi. Ülkemizde de buna yönelim görülüyor.

Ortak yayın faaliyetlerinde öncü ülke menşeili araştırmacılarla işbirliğinden Asya ve Arap ülkelerine doğru bir yayılma var.

Yurt dışında akademik çalışma amaçlı olarak bulunma ve uluslararası bilim topluluklarıyla etkileşim sağlayan konferanslara katılım, yurt dışı ortak yazarlı yayınları olumlu etkiliyor.

Disiplinler arası araştırma ve yayınlar artıyor ama öncü ülkelerle karşılaştırıldığında yeterli değil. Disiplinler arası iş birliğine en az açık alan da yayın performansı en yüksek olan sağlık bilimleri.

Ülkemizin araştırmacıları öncü ülkelere daha çok atıf yapıyor, onların ülkemiz menşeli yayınlara atıfı ise görece düşük. Yani